Yankı odası nedir, Yankı odası ne demek

Yankı odası; Sinema alanında kullanılan bir terimdir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Ses işliklerinde yankı etkisi elde etmek için kullanılan özel oda.

Yankı odası anlamı, kısaca tanımı

Yankı : Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis, eko. Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce veya tepki, akis, inikâs

Yankı etkisi : Herhangi bir görüntüye eşlik eden seslerde doğal kaynaklar dışında gerçekleştirilen yankı.

İşlik : Atölye. Gömlek. İş yeri, atelye. El tezgâhı. Koyun ve keçilere takılan zillerin ve çanların içindeki sallanan kısım. Mintan, gömlek. Hanımların giydiği kısa ceket. İş elbisesi ya da iş önlüğü. Yelek. Astarlık bez. Yatak, yorgan konulan yüklük. İçe giyilen göynek (Çayağzı), karşılığı içlik. Okullarda işbilgisi, resim-iş, biçki-dikiş gibi uygulamalı derslerin yapıldığı, gerekli araç ve gereçler ile donatılmış çalışma yerlerine verilen ad. Tiyatroda terzilik, marangozluk, elektrik işleri, donatımlık yapımı gibi uğraşlar için kullanılan, iş üretilen yer. Sanatçının içinde çalıştığı yer. Bir zanaatın yapıldığı yer. [Bakınız: işyeri]. Büyük işliklerde bezem, donatım, giysi, alçı işleri, ve benzerleri çeşitli çalışmaların yapıldığı özel bölümler. (Geniş anlamda) Film çevirmek için gerekli tüm yapıları, kuruluşları kapsayan özel yapı. (Dar anlamda) Film çeviriminde, içeride çalışmaların gerçekleştirilmesini, ayrıca seslendirme çalışmalarını sağlayan bölümler. (Bu anlamda, özellikle düzlükle anlamdaştır). Televizyon izlencelerinin hazırlanması, yayına verilmesi için gerekli bütün uygulayım kuruluşlarını, yönetim bölümlerini kapsayan özel yapı. Bir izlencenin doğrudan doğruya alıcı önünde gerçekleştirildiği yer. (Bu anlamda düzlükle anlamdaştır). Dekor, kostüm, aksesuvar, butafa ve benzerleri hazırlamak için çalışma yeri, atölye. Kısa cepken. Yağsız sütten elde edilen lor peyniri. (Değirmendere Afyonkarahisar). iş yeri, çalışılan, iş yapılan yer, ticarethane.

 

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Etme : Etmek işi.

İşli : Üzeri nakışlı.

Özel : Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî. Her zaman görülenden, olağandan farklı. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. Dikkate değer. Ayırt edici bir niteliği olan. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

 

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Oda : Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz. Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik. Yeniçeri kışlası.

Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Duygu ve düşünce. Aralarında uyum bulunan titreşimler.

Diğer dillerde Yankı odası anlamı nedir?

İngilizce'de Yankı odası ne demek ? : echo room