Yerleşik nüfus nedir, Yerleşik nüfus ne demek

Yerleşik nüfus; Şehir alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Ekonomik çevre, doğal ve çağbilimsel koşullar gibi nedenlerle, belli bir yere ya da alana yerleşmiş ve sürekli yerleşmenin gerektirdiği işlevleri gören nüfus topluluğu.

Yerleşik nüfus tanımı, anlamı

Nüfus : Kişi. Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon

Yerleşik : Belli bir yere yerleşmiş. Bir yerin yerlisi olmuş, mütemekkin. Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan.

Sürekli yerleşme : Bütün yıl boyunca kesintisiz olarak oturulan kırsal yerleşme türü. bk. geçici yerleşme.

Yerleşmiş : Müstakar (doğrusu: müstakır).

Yerleşme : Yerleşmek işi. Yerleşim alanı veya merkezi.

Koşullar : Şerâit.

Ekonomik : Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi. Az masraflı, hesaplı, iktisadi. En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı. Kolay kullanılabilen.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Ekonomi : İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat. Tutum.

 

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Gören : Ağaçlardan elde edilen bir çeşit zamk. Kızılcık.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

Diğer dillerde Yerleşik nüfus anlamı nedir?

İngilizce'de Yerleşik nüfus ne demek ? : settled population