Yiğdin nedir, Yiğdin ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Frenk üzümü iriliğinde meyvası olan zehirli bir bitki.

Kötü koku.

Bozulmuş, cılk, kokulu (yumurta ve benzerleri için).

Çok örselenmiş, hırpalanmış nesne.

Yiğdin tanımı, anlamı

Yiğdin olmak : Bozulup kokmak

Frenk üzümü : Taşkırangillerden bir çalı (Fibes nigrum). Bu bitkinin genellikle şurubu yapılan, uzun salkım biçiminde, taneleri ufak, kırmızı ve mayhoş yemişi.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Zehirli : Zehri olan. Zararlı (duygu, düşünce vb.).

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Kokulu : Kokusu olan.

Frenk : Büyük anahtar. Çoğu kez Rum'dur. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Avrupalı gibi giyinir, "ç" ve "ş" leri doğru söyleyemez. Kimi doktor, kimi iş adamı, kimi kez de terzidir. Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarının birinden olan kimse. Osmanlıların Avrupalılara, özellikle Fransızlara verdikleri ad. Rum ya da tatlısu Frengi; doktor, eczacı meyhaneci, terzi ya da tecimendir. Yabancı sözcüklerle dolu bozuk bir Türkçe konuşur.

 

Zehir : Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem. Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

Meyva : Meyve.

Hırpa : Cılız, çelimsiz, sıska.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Yumur : Verimsiz toprağı kiraya verenin, karşılığında aldığı tohum kadar ürün. Hayvanlarda, midenin bir parçası.

Örsel : Sel gibi çağlayan değerli kimse.

Örse : Ayakkabıcı örsü. (Tavşanlı Kütahya).

Hırp : Sertleşmiş kar. Karın yumuşak, yapışkan durumu. Basılmadan sertleşmiş üzerinde gezilebilir kar.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Cılk : Bozularak kokmuş (yumurta). İrinlenmiş. Cıvık. Sözünün eri olmayan.

Fren : Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma.

Diğer dillerde Yırtmaçlı balık anlamı nedir?

İngilizce'de Yırtmaçlı balık ne demek ? : sea dragon