Yüklü nedir, Yüklü ne demek

Yüklü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Yüklü" ile ilgili cümle örnekleri

  • "O çok yüklü, bu işi başkasına verelim."
  • "Romanları, denemeleri hep kültürle yüklü ve A. Hamdi'nin kişiselliği kadar çok yanlı, zengindi." - H. Taner
  • "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi." - İ. O. Anar
  • "Bu yılki ders programı çok yüklü."

Yerel Türkçe anlamı:

Meyvesi bol (ağaç için).

Gebe.

Diğer sözlük anlamları:

Gebe, hâmile.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Çankırı kenti, Yapraklı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Yüklü tanımı, anlamı:

Dağarcığı yüklü : Bilgisi çok olan, bilgili.

Yüklüce : Oldukça çok, bir hayli fazla.

Yüklük : Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap, yük, yük odası.

Yüklülük : Ağırlık, gerginlik. Yüklü olma durumu.

Çalışma : Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

 

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Duygu : Duyularla algılama, his. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim.

Olgu : Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey.

Paralı : Parası çok olan, zengin (kimse). Para karşılığında sağlanan, bedava olmayan. Üzerinde yuvarlak ve irice benekleri olan. Para karşılığında.

Varlıklı : Zengin.

Gebe : Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, iki canlı, aylı. İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı). Minnet altında kalan. Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar).

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Fazla : Daha çok, aşkın. Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade. Artmış olan, ihtiyaçtan fazla olan. Gereğinden, alışılmıştan çok olarak. Gereksiz, yersiz bir biçimde.

Pek : Sert, katı. Gereken, beklenen veya alışılmış olandan çok. Sağlam, dayanıklı. Hızlı olarak.

Sarhoş : Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak. Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan. Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik.

 

Yüklü soru : Belli bir duygu, bir anlam yükü taşıyan sözcük ve deyimler kullanarak belli seçeneklere kendiliğinden çekici ya da itici özellik kazandıran soru.

Yüklü türler : Toplam elektron sayısı, toplam proton sayısına eşit olmayan atom, molekül veya atom veya molekül grubu.

Yüklü uç : Elektrik kaynağının iki ucundan herhangi biri.

Yüklü uç ayarı : Yüklü uç uçlarının ateşleme görevini yapabilecek biçimde ayarlanması.

Yüklük kapağı : Yolcu taşıyan taşıtların yük konan bölümlerini örten kapak,

Yüklü ile ilgili Cümleler

  • Bu araba tamamen yüklü.
  • Yüklüyüm.
  • Tom'a yüklü miktarda para miras kaldı.
  • Ali silahını yeniden yüklüyor.
  • Ali silahını yüklü tutar.
  • Aslında silah yüklü değil.
  • Sunucu aşırı yüklü.
  • Ali mermileri tabancasına yüklüyor.

Diğer dillerde Yüklü anlamı nedir?

İngilizce'de Yüklü ne demek? : adj. fraught, laden, loaded

n. charged

Fransızca'da Yüklü : chargé/e, lourd de qch, plein/e

Almanca'da Yüklü : adj. drückend

Rusça'da Yüklü : adj. груженый, нагруженный, навьюченный, обремененный, беременный, тяжеловесный, насыщенный, денежный, богатый