Zıbık nedir, Zıbık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Erkek üreme organı.

Kamış ya da benzeri bir nesneden yapılan düdük.

Tıpa, mantar.

Hovarda.

Korkunç.

Bir yaşında buzağı.

Dana.

Yeni doğan kuş yavrusu.

Çok ıslak.

Uzun boylu.

İnce uzun.

Dar giysi.

Erkek üreme organına benzetilen nesne.

Zıbık kısaca anlamı, tanımı

Zıbı : Keçecilerin çalışma pantolonu. (Yalvaç Isparta)

Zıbık tutmak : Bir işte uzun süre çalışmak.

Zıbıklama : Dolma tüfeği harbiyle sıkıştırma.

Zıbıklı : Maskara.

Üreme organı : Üreme sistemini meydana getiren ovaryum, testis, uterus gibi organların her biri. Reprodüksiyon organı. [Bakınız: üreme sistemi].

Uzun boylu : Boyu uzun olan. Derinlemesine, ayrıntılarıyla. Uzun süre.

Benzetilen : (Söz sanatı terimi) Benzetmede canlandırılmak, vasıflandırılmak istenilen şey. [Bakınız: benzetme].

Korkunç : Çok korkulu, korku veren, dehşete düşüren, müthiş. Herhangi bir özelliğiyle şaşkınlık veren. Çok aşırı, pek çok, güçlü, şiddetli.

Hovarda : Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse). Hayat kadınının parasını yiyen erkek. Çapkın.

Benzeti : Benzetme.

Benzeri : Aynı.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Mantar : Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.

Buzağı : Yeni doğmuş, ana sütüyle beslenen sığır yavrusu.

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

Kamış : Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis). Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet. Bu bitkiden yapılmış. Erkeklik organı.

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

 

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Boylu : Boyu olan. Boyu benzerlerinden uzun olan.

Diğer dillerde Zeytingiller anlamı nedir?

İngilizce'de Zeytingiller ne demek ? : olive family