Öbelen nedir, Öbelen ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kazları şişmanlatmak için yutturulan, fındık, iç badem, mısır unu ve sulu kepekten yapılan hamur topacı.

Öbelen tanımı, anlamı

Öbelenmek : Toplanmak, yığılmak

Şişmanlatmak : Şişmanlamasını sağlamak, şişman duruma getirmek. Kalınlaştırmak.

Şişmanlatma : Şişmanlatmak işi.

Mısır unu : Kuru mısır tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un.

Kazlar : Kuşlar (Aves) sınıfının, kazsılar (Anseriformes) takımından, iyi uçan ve yüzen göçücü su kuşlarını içine alan bir alt takım. Ördekgiller (Anatidae) olmak üzere tek bir familyası vardır. (Anseres),olmak üzere tek familyası vardır.

Şişman : Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen (kimse), şişko, mülahham.

Fındık : Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genel olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana). Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar.

Hamur : Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Kâğıtta tür, nitelik. Öz, asıl, maya.

Kepek : Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları. Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar. Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar.

 

Kazla : Rende.

Badem : Badem ağacı. Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi.

Mısır : Buğdaygillerden, gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, boyu yaklaşık 2 metre olabilen, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi (Zea mays). "Duymayan kalmadı" anlamındaki Mısır'daki sağır sultan bile duydu atasözünde geçen bir söz. Bu bitkinin koçan üzerindeki taneli ürünü. Bu ürünün taneleri.

Hamu : Kamu, bütün, hep. Hamur.

Kepe : Ceket. Keçi derisinden yapılmış kolsuz yağmurluk. Gömlek. Eski keçe parçası, paçavra. Cübbe. Zayıf. Kötü, fena.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Sulu : Suyu olan, içinde su bulunan, koyu karşıtı. İçine su katılmış, sulandırılmış olan. Suyu çok olan. Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan (kimse).

Bade : Şarap, içki.

Topa : 1.Beceriksiz. 2.Kötü kişi. Yuvarlak, küre biçiminde. Beceriksiz. Kötü.

Unu : İmrenme, kıskanma, şaşma anlatan ünlem. Onu.

Diğer dillerde Öbeksisel benzeryapı dönüşümü anlamı nedir?

İngilizce'de Öbeksisel benzeryapı dönüşümü ne demek ? : magma homomorphism