Özgeçmiş nedir, Özgeçmiş ne demek

Özgeçmiş; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Örnekolay incelemesinde örnek birimlerin yaşam öykülerini saptamak üzere başvurulan ve kendi yaşam geçmişlerine ilişkin olan açıklamaları.

Özgeçmiş ile ilgili Cümleler

  • Çok yönlü bir özgeçmişi var.
  • Tom'la ilgili özgeçmiş kontrolü biraz şüpheli çıktı.
  • İki başkan adayı arasında özgeçmiş ve ideoloji bakımından çok bariz fark var.
  • Adayların özgeçmişlerini sunmaları istendi.
  • Özgeçmişin çok etkileyici.
  • Hiç kimse ten rengi veya özgeçmiş ya da dini nedeniyle başka birine nefret ederek doğmaz.İnsanlar nefret etmeyi öğrenmeliler ve nefret etmeyi öğrenebiliyorlarsa, aşk insan kalbine karşıtından daha doğal geldiği için sevmeyi öğretebilirler.
  • Ona özgeçmişini yeniden yazmasını söyledim.
  • Onun iş özgeçmişinin sogulanabilir olduğunu düşünüyorum.
  • Benim özgeçmişim seninki kadar etkileyici değil.
  • Tom'un özgeçmişi etkileyici.
  • Özgeçmişim hakkında çok fazla endişelenmiyorum.
  • Özgeçmişimi okuduğunu sanıyordum.
  • Özgeçmişimi umursamam.

Özgeçmiş kısaca anlamı, tanımı

Özge : Başka

Örnekolay incelemesi : Herhangi bir somut birim olgunun (kişi, aile, toplumsal küme, kurum, olay) yaşam ya da oluşum sürecinin türlü belgeler yardımıyla betimlenmesi yöntemi. Bir araştırma konusu ya da sorununun, ilgili birey ya da örneklerin bir birim olarak ele alınması ve yaşam ya da oluşum süreçlerinin derinliğine, ayrıntılarına inilerek somut bir içerik üzerinde araştırılması.

 

Geçmişler : Ölmüş olanlar.

Örnekolay : Bir konu, sorun, durum ya da sürecin gözlenmesi için elverişli ya da örnekçeli olduğu gerekçesiyle seçilen ve derinliğine gözlem konusu yapılan birim olay.

Açıklama : Açıklamak işi, izah.

İnceleme : İncelemek işi, tetkik. Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma.

Saptamak : Bir şeyi belirgin kılmak, tespit etmek. Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirmek, oynamaz duruma getirmek, tespit etmek.

İncelem : Bir konuyu incelemek ya da bir durumu saptamakla görevlendirilen kişice hazırlanmış, yazılı açıklama ve görüşler.

Saptama : Saptamak işi, tespit. Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi.

İlişkin : İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.

Başvuru : Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.

Saptam : Bir olay, işlem ya da bileşimin, değişken ve etkenlerinin nicelik ve niteliklerini belirleme.

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

Geçmiş : Geçme işini yapmış. Çürümeye yüz tutmuş. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Arkada kalan hayat. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

 

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Örnek : Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model. En iyi biçimde olan. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Özgeçmiş anlamı nedir?

İngilizce'de Özgeçmiş ne demek ? : auto biography