Şataflamak nedir, Şataflamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sıkıştırmak.

Ürkek ürkek çevreyi gözetlemek.

Süslemek.

Kışkırtmak, ayartmaya çalışmak.

Avutmak, yüze gülmek.

Şataflamak kısaca anlamı, tanımı

Şata : Yastık. Başörtüsü

Şataf : Çalım, süs. 1.Neşe. 2.Güleç. 1.Asmanın son üzümü. 2.Ağaçların zamansız meyvesi. Güler yüzlü, neşeli.

Sıkıştırmak : Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.

Sıkıştırma : Sıkıştırmak işi.

Gözetlemek : Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek. Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek.

Kışkırtmak : Kümes hayvanlarını ürkütüp kaçırmak. Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçirmek, tahrik etmek.

Kışkırtma : Kışkırtmak işi, tahrik. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim, kışkırtı, provokasyon.

 

Gözetleme : Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete.

Çalışmak : Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

Süslemek : Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek. Söz oyunlarıyla güzelleştirmek. Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Avutmak : Bir kimsenin acısını veya sıkıntısını yatıştırmak, teselli etmek. Oyalamak.

Ayartma : Ayartmak işi.

Süsleme : Süslemek işi, bezeme, donama, tezyin. Sanat eserlerinin yüzeyini süslemek için kullanılan motif, oyma vb. Süsleri yerleştirme biçimi ya da sanatı.

Gülmek : İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genel olarak sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak. Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek. Biriyle alay etmek.

Avutma : Avutmak işi, teselli.

Çalış : Çalma işi.

Ürkek : Çok ürken, korkuya çabuk kapılan. Çekingen.

Ayart : İki yol kavşağı.

 

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Diğer dillerde Şaşkın asalak anlamı nedir?

Osmanlıca Şaşkın asalak : gâib tufeyl