Çalkantılı çöküntü nedir, Çalkantılı çöküntü ne demek
Çalkantılı çöküntü; Psikoloji alanında kullanılan bir terimdir.
Psikoloji'deki anlamı:
Yerinde duramayan aşırı bir etkinlik, umutsuzluk, kaygı ve kendini suçlandırma kuruntularından oluşmuş bir ruh hastalığı.
Çalkantılı çöküntü tanımı, anlamı
Çalka : İçinde mısır patlatılan veya kahve kavrulan tava. [Bakınız: çalkağı]. Pamuk kozasını temizlemekte kullanılan en seyrek kalbur
Çalkan : Suyun hızlı akan yeri. Su birikintisi.
Çalkantılı : Çalkantısı olan. Düzensiz, karmakarışık.
Çökü : Kadınların başlarına bağladıkları başörtüsü.
Çalkantı : Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
Çöküntü : Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
Ruh hastalığı : Akıl hastalığı.
Suçlandırma : Suçlandırmak işi.
Umutsuzluk : Umutsuz olma durumu, ümitsizlik, meyusiyet.
Etkinlik : Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi.
Umutsuz : Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit. Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz.
Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.
Kuruntu : Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.
Hastalı : Hastalıklı.
Duram : Erek, amaç.
Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
Kurun : Çeşme yalağı, oluk. Hayvan yemliği. İçinde üzüm ezilen tekne. Boş arı kovanı. Kap, suyun, kahvenin döküldüğü yer. Gahve goydum kuruna. Ağaçtan ya da taştan yapılmış, hayvanların su içmesi için uzun su kabı. Taştan veya ağaçtan oyularak yapılmış yalak; sarnıç; su veya yağ depo etmekte kullanılır. Arı kovanı.
Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.
Etkin : Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).
Kaygı : Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa. Genellikle kötü bir şey olacakmış düşüncesiyle ortaya çıkan ve sebebi bilinmeyen gerginlik duygusu.
Diğer dillerde Çalkantılı çöküntü anlamı nedir?
İngilizce'de Çalkantılı çöküntü ne demek ? : agitated depression

Bu kısımda Çalkantılı çöküntü nedir? Çalkantılı çöküntü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çalkantılı çöküntü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çalkantılı çöküntü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.