Çom nedir, Çom ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Küme, topluluk.

Ot veya çalı kümesi.

Demet, deste, çiçek demeti.

Bir tutam.

Ağaç gövdesindeki yumru, budak.

Ağaç gövdesinde, kesilmiş dalların kalan izi.

Hastalık sebebiyle ağacın kesilen kısmından sonra geriye kalanı.

Ağaçtan meyve düşürmek için yapılmış çubuk.

Çam.

Cansız hale gelme.

Nazarlık.

Ceviz büyüklüğünde taş.

Çom kısaca anlamı, tanımı

Çom çam : Çam kütüğü

Çom oyunu : Değneklerle oynanan bir çeşit çocuk oyunu.

Çom yarması : Çam kütüğü.

Bir tutam : Çok az, bir tutamlık.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu. Sanatçı grubu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl.

Nazarlık : Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler.

 

Düşürmek : Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Uğratmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Azaltmak. Görevi bıraktırmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak.

Hastalı : Hastalıklı.

Düşürme : Düşürmek işi.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Cansız : Canını yitirmiş, ölmüş. Güçsüz, mecalsiz bir biçimde. Canlı olmayan (varlık), camit. İlgi uyandırmayan, sönük. Durgun.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Kümes : Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer. Ufak ev.

Nazar : Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz. Bakış, bakma, göz atma.

Tutam : Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot.

Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Sebeb : Neden.

Ağacı : Ağabey, büyük erkek kardeş. Zakkum.

Yumru : Yuvarlak, şişkin şey. Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod. Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde. Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru.

Diğer dillerde Çokyönlü kişilik sayacı anlamı nedir?

İngilizce'de Çokyönlü kişilik sayacı ne demek ? : multiphasic personality inventory