Üçgen prizma nedir, Üçgen prizma ne demek

Üçgen prizma; bir geometri terimidir.

  • Tabanı üçgen olan prizma

Osmanlıca Üçgen prizma ne demek? Üçgen prizma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

menşûr-ı müsellesî

Üçgen prizma hakkında bilgiler

Prizma, genel olarak en boy ve yükseklik kavramlarına sahip cisimler olarak adlandırılır. Ancak bazı cisimlerin (küre) en ve boyu tam olarak ifade edilememekle çap ve çevre de bu nicelikleri belirtmek için kullanılır.

Prizmalar alt ve üst tabanları birbirine eş ve paralel çokgensel bölgelerden oluşan, yan yüzleri ise dörtgensel bölge olan geometrik cisimlerdir. Prizmalar tabanlarına göre isimlendirilir.

Piramitler de tabanlarına göre isimlendirilir. Bir tepe noktası ve o noktayı tabanın kenarlarıyla birleştiren doğru parçalarından oluşur.

Tabanı dairesel bir yüzeye sahip olan silindirin prizmalar gibi 2 adet tabanı ve bir dörtgensel yan yüzü bulunmaktadır.

Üçgen prizma anlamı, tanımı:

Prizma : Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden, yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim, menşur, biçme. Işınları saptıran ve ayrıştıran, saydam maddeden yapılmış üçgen cisim.

Üçgen : Bu biçimde olan. Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi, müselles.

 

Priz : Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Yükseklik : Yükselti. Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık. Yüksek olma durumu. Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı.

Kavram : Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu. Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton.

Sahip : Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.

Cisim : Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.

İfade : Deyiş, söyleyiş. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Dışa vurum. Anlatım.

Çevre : Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Yağlık. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.