Agala nedir, Agala ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kil yerine kullanılan beyaz toprak.

Hayvan üzerinde buğday sapı taşımak için kullanılan ve sahra denilen bir aletin çatallı parçası.

Agala tanımı, anlamı

Agalaksi : Süt kesen hastalığı. Meme bezinde herhangi bir patolojik değişim olmaksızın süt akışının kısmen veya tamamen yokluğu

Agalama : Tahta kürek, sıyırgı.

Bulaşıcı agalaksi : Süt kesen hastalığı.

Kontagiyöz agalaksi : Süt kesen hastalığı.

Mastitis metritis agalaksi sendromu : Domuzlarda, doğumdan 12-48 saat sonra oluşan, uyuşukluk, ateş, meme derisinde hiperemi ve ödem, meme loblarında şişkinlik, sertlik, yangı ve süt salgısının kesilmesiyle belirgin hastalık, toksemik agalaksi, MMA sendromu. Çoğunlukla Escherchia coli ve Gram negatif etkenlerden kaynaklanır.

Streptokokkus agalaksiya : Mastitise yol açan bir etken.

Toksemik agalaksi : Mastitis-metritis-agalaksi sendromu.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Çatallı : Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.

Taşımak : Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.

 

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Taşıma : Taşımak işi.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

Buğda : Buğday. Eski türkçe buğday: bk. ayrıca kıriyh.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Taşım : Yemeğin taşacak kadar kaynaması.

Topra : Torba.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Diğer dillerde Agaçkurbağasıgiller anlamı nedir?

İngilizce'de Agaçkurbağasıgiller ne demek ? : tree frogs