Ahmetçe nedir, Ahmetçe ne demek

Ahmetçe; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Çanakkale ili, Ayvacık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çorum şehri, İskilip belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kırıkkale şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Tekirdağ kenti, İnecik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Ahmetçe anlamı, kısaca tanımı

Ahmet : [Bakınız: ehmet]. Övülmeye layık, övülmüş

Ahmetçeli : Çanakkale şehri, Bayramiç ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Çanakkale : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Kırıkkale : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

Tekirdağ : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Ayvacık : Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri. Samsun iline bağlı ilçelerden biri.

İskilip : Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Nahiye : Bucak. Bölge.

İnecik : Seyyar merdiven. Balık yavrusu. İzmir şehrinde, Mordoğan bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Tekirdağ şehri, İnecik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Tekir : Barbunyaya (I) benzeyen bir balık (Mugil surmulletus). Postu siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde veya boz olan (kedi).

Kırık : Kırılmış olan. Fay. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul. Tam nota göre düşük olan (not). Kemiğin bir etki ile kırılması. Saf renkten hafif uzaklaşmış. Kırıntı. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın. Gücenmiş, üzgün. Bir şeyin kırılan yeri. Melez.

Çanak : Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap. Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik. Göz çukuru. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

 

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.

Diğer dillerde Ahlaki ikna anlamı nedir?

İngilizce'de Ahlaki ikna ne demek ? : moral suasion