Al nedir, Al ne demek

Al; bir kimya terimidir.

"Al" ile ilgili cümle

  • "Al bayrak. Al çuha."

Yerel Türkçe anlamı:

Düğünde güveyin boynuna atılan mendil büyüklüğünde kırmızı bez.

Düzen, tuzak.

Ağıl, zıt anlamlısı aal

Aldatmaca.

Cin, şeytan

Gelinlerin başına örtülen uzun, kırmızı örtü, duvak.

Kadınların alınlarına bağladıkları, yeşilli kırmızılı ipek örtü.

Ağıl, koyun ve keçi sürülerinin gecelediği, çit veya duvarla çevrili yer

Al, kırmızı

Kırmızı, al // al yeşil: mürüvvet

Ağıl.

El

Almak

Lohusa kadınların üstüne çökerek onları boğduğu sanılan görüntü.

Ön, ön taraf.

Kadınlardan başka, bir kimsenin üstüne çökerek onları boğduğu sanılan görüntü.

Hile, tuzak: Haydin arkadaşlar al oldu bize, Sılanın dikenleri gül oldu bize.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Resim) Nar çiçeği rengi, alev kırmızısı.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir çekime başlanırken, alıcının çalıştırılması için yönetmenin verdiği komut; alıcı başlama komutu.

Aynı komutun alıcı sayıları belirtilerek, televizyon alıcıları için verileni.

 

Diğer sözlük anlamları:

Serab.

Hile.

İngilizce'de Al ne demek? Al ingilizcesi nedir?:

camera!, roll 'em!, take!

Almanca'da Al ne demek?:

vermillonrot

Fransızca'da Al ne demek?:

carmin

Al hakkında bilgiler

Alüminyum (veya aluminyum, Simgesi Al). Gümüş renkte sünek bir metaldir. Atom numarası 13 tür. Doğada genellikle boksit cevheri halinde bulunur ve oksidasyona karşı üstün direnci ile tanınır. Bu direncin temelinde pasivasyon özelliği yatar. Endüstrinin pek çok kolunda milyonlarca farklı ürünün yapımında kullanılmakta olup dünya ekonomisi içinde çok önemli bir yeri vardır. Alüminyumdan üretilmiş yapısal bileşenler uzay ve havacılık sanayii için vazgeçilmezdir. Hafiflik ve yüksek dayanım özellikleri gerektiren taşımacılık ve inşaat sanayiinde geniş kullanım alanı bulur.

Alüminyum,yumuşak ve hafif bir metal olup mat gümüşümsü renktedir. Bu renk, havaya maruz kaldığında üzerinde oluşan ince oksit tabakasından ileri gelir. Alüminyum, zehirleyici ve manyetik değildir. Kıvılcım çıkarmaz. Saf alüminyumun çekme dayanımı yaklaşık 49 megapascal (MPa) iken alaşımlandırıldığında bu değer 700 MPa'a çıkar. Yoğunluğu, çeliğin veya bakırın yaklaşık üçte biri kadardır. Kolaylıkla dövülebilir, makinede işlenebilir ve dökülebilir. Çok üstün korozyon özelliklerine sahip olması, üzerinde oluşan oksit tabakasının koruyucu olmasındandır. Elektrik iletkenliği %64,94 IACS'dir (saf Al, 2 °C'de).

Eski Yunanlar ve Romalılar, alüminyum(æljʊˈmɪniəm)un tuzlarını, boyaların renklerini sabitleştirmede ve kan durdurucu olarak kullanmışlardır. Alum günümüz tıbbında hala kan durdurucu ve damar büzücü olarak kullanılmaktadır.

 

Friedrich Wöhler'in, alüminyumu, 1827'de, susuz alüminyum klorürü potasyum ile karıştırarak ayrıştıran ilk kişi olduğu bilinirse de metal, o tarihten iki sene kadar önce, Danimarkalı bir fizikçi ve kimyacı olan Hans Christian Øersted tarafından saf olmayan bir formda üretilmiştir. Dolayısıyla almanaklarda ve kimya literatüründe Øersted'in adı alüminyumu bulan kişi olarak geçer . Fransız Henri Saint-Claire Deville, 1846'da, Wöhler'in metodunu, daha pahalı olan potasyum yerine sodyum kullanarak geliştirmiştir.

Al ile ilgili Cümleler

  • 11 Haziran 1948 tarihinde, bir al yanaklı maymun, Albert I'i taşıyan bir V-2 Blossom , New Mexico'da White Sands'den uzaya fırlatıldı.
  • Benden daha fazla şey biliyorsun problemi sen çöz ki alkışların hepsini sen al isterim.
  • Arkadaşlarının kim olduğunu bilmek istiyorsan kendine bir hapis cezası al.
  • Sen git anca oğlunla kızının yaşamını garantiye al kardeşim bana bulaşma.
  • İstersen evin anahtarını vereyim de git, masanın üstüne bıraktığım parayı al?
  • Hadi gel içeri. Paranı al ve çıktıktan sonra kapının kapandığından emin ol.
  • Şarjımın bittiğini anladıysan sıfır ve orijinal bir Nokia bataryası al olur mu?
  • Siz Mustafa ismini rahatlıkla kullanabiliyorsanız ben de Charley ve Al ismini rahatlıkla kullanabilmeliyim, değil mi?
  • İçeriye girmek ve bunu daha fazla görüşmek için bir randevu al lütfen.
  • Ben küçük bir kızım, okula gitmiyorum, bana sandalet al, ben evleniyorum.

Al anlamı, kısaca tanımı:

Al elmaya taş atan çok olur : "değerli kimselere sataşan çok olur" anlamında kullanılan bir söz.

Al giymedim ki alınayım : "bu işle hiçbir ilgim olmadığı için söylenen sözleri kendi üzerime almadım" anlamında kullanılan bir söz.

Al gömlek gizlenemez : Kanlı gömlek gizlenemez.

Al kanlara boyanmak : Şehit olmak. vurularak ölmek. yaralanmak.

Al kiraz üstüne kar yağmış : Düşünülmeyen, beklenilmeyen şeylerin de olabileceğini anlatan bir söz.

Albasma : Albastı.

Albastı : Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

Al bayrak : Türk bayrağı.

Alkarısı : Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan görüntü, çarşamba karısı.

Al sancak : Türk bayrağı.

Alyuvar : Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.

Kızıl : Aşırı derecede olan. Parlak kırmızı renk. Bu renkte olan. Altın. Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Komünist.

Kırmızı : Bu renkte olan. Al, kızıl renk.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Pembe : Bu renkte olan. Beyaza biraz kırmızı karıştırılmasıyla oluşan açık renk.

Düzgün : Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Fondöten. İyi. Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde.

Allık : Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya. Al olma durumu.

Aldatma : Aldatmak işi, deside, al, hıyanet.

Düzen : Bez dokuma tezgâhı. Alet edevat takımı. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Dolap, hile.

Tuzak : Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo. Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek.

Hile : Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika.

Alüminyum : Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al). Bu elementten yapılmış.

Al aşağı vur yukarı : çekişe çekişe pazarlık yapılırken söylenen bir söz.

Al bağlamak : Gelinin başına kırmızı bir örtü bağlamak. Sevinmek, murada ermek: Oğlan doğuran al bağlar. Gelin olmak. Sevinmek, mutlu olmak.

Al basma : Loğusa kadınlarda görülen bir hastalık, loğusa humması: Aman loğusayı yalnız bırakmayın al basar. Loğusa olmıyan kimselerde al denilen görüntünün uyku arasında verdiği boğucu sıkıntı, kâbus. Üzüntü ve kederden bayılma. Sara hastalığı. Kızıla benzer bir çeşit hastalık. Sonradan görmelerdeki gurur, kibir, şımarıklık.

Al basmak : Loğusalık Sırasında, hasta kötü bir ruh tarafından boğucu ve öldürücü krizlere maruz kalmak. Kâbus basmak.

Al bastı : Loğusa kadınlarda görülen bir hastalık, loğusa humması Loğusa olmıyan kimselerde al denilen görüntünün uyku arasında verdiği boğucu sıkıntı, kâbus Çok ağlama sonundaki bayılma hali: Fatma al bastı olmuş. bk. algömlek- bk. al basma (I)- bk. al basma (I)-4.

Al başlı : Al duvaklı gelin.

Al benden de o kadar : “ben de aynı düşüncedeyim, aynı durumdayım” anlamında kullanılan bir söz.

Al birini, vur ötekine : hiçbiri işe yaramaz, hepsi bir ayarda.

Al çabıdı : Loğusa hummasına tutulan, al basan kadınlara (tedavi veya korunmak için) verilen efsunlu bez.

Al çevre : Erkeklerin kullandıkları büyük kırmızı mendil.

Diğer dillerde Al anlamı nedir?

İngilizce'de Al ne demek? : [Al] n. male first name (form of Albert)

n. Al, male first name (form of Albert)

n. Al, male first name

Fransızca'da Al : vermillon [le]; alézan/e

Almanca'da Al : adj. blutrot, rot

Rusça'da Al : n. румянец (M)

adj. алый, румяный