Ardea purpurea nedir, Ardea purpurea ne demek

Ardea purpurea; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: erguvani balıkçıl].

Zooloji'deki anlamı:

[Bakınız: erguvani balıkçıl].

Ardea purpurea hakkında bilgiler

Erguvani balıkçıl (Ardea purpurea), balıkçılgiller (Ardeidae) familyasına ait bir kuş türü. Bu büyük kuş, 80-90 cm uzunluğunda, 120-150 cm kanat açıklığında, 0.5-1.3 kg ağırlığındadır. Gri balıkçıldan biraz daha küçüktür.

Ardea purpurea anlamı, tanımı

Erguvani balıkçıl : (Ardea purpurea) Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının balıkçılgiller (Ardeidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 1 m den fazladır. Tüyleri külrengi, kara, ak, kırmızı, kahverengi karışıktır. Göçücüdür. Afrika, Avrupa ve Batı Asyada sazlıklarda yaşar. Kuşlar (Aves) sınıfının, leyleksiler (Ciconiiformes) takımının, balıkçılgiller (Ardeidae) familyasından, kül rengi, kara, ak, kırmızı, kahverengi karışık tüylü, Afrika, Avrupa ve Batı Asya'da bataklık, sazlık ve kamışlarla kaplı alanlarda yaşayan, yurdumuzda toplu hâlde kuluçkaya yatan göçmen bir tür

Balıkçılgiller : Leyleksiler takımının balıkçıllar alt takımına giren bir familya.

Gri balıkçıl : Kuşlar (Aves) sınıfının, leyleksiler (Ciconiiformes) takımından, Palearktik bölge ve Asya'da yaşayan, Türkiye'nin her tarafında göl, nehir ve bataklıkların ıslak çayırlarında görülen, yuvasını genellikle ağaçlara gruplar hâlinde yapan, sırtı kül rengi, karnı beyaz olan yerli bir tür. Kül rengi balıkçıl. Kuşlar (Aves) sınıfının, Leyleksiler (Ciconiiformes) takımından, Palearktik bölge ve Asyada yaşayan,Türkiyenin her tarafında göl ve bataklıkların ıslak çayırlarında görülen, yuvasını genellikle ağaçlara gruplar hâlinde yapan, sırtı kül rengi, karnı beyaz olan yerli bir tür, kül rengi balıkçıl.

 

Balıkçıl : Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea). Balıkla beslenen, balık yiyen.

Erguvani : Erguvan rengi. Bu renkte olan.

Familya : Aile. Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile.

Balıkçı : Balık tutan ya da satan kimse.

Erguvan : Baklagillerden, eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacı, deliboynuz (Cercis siliquastrum).

Uzunlu : Kilis ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun şehrinde, Çarşamba ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Yozgat kenti, Boğazlıyan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Balık : Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.

 

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kanat : Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri. Balıklarda yüzgeç. Angıç. Yan, taraf. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol bölümü. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah.

Biraz : Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda. (bi'raz) Kısa bir süre için.

Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Açık : Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

Balı : Büyük kardeş: Balı beni size götür. Sevgi gösterilen kimselere denir: Nerden gelin balı ?. Veli, ermiş. Bağlı. Aşık kemiği. Aşık kemiğinin düz tarafı: Herifin aşığı yine bâlı geldi. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Büyük kardeş. Sevgi gösterilen kimse. Bolu kenti, Kıbrıscık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Ordu şehri, Kumru ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Zonguldak kenti, Ereğli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Kana : Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.

Diğer dillerde Arday anlamı nedir?

İngilizce'de Arday ne demek ? : bra, next heir (to the throne)