Avdırmak nedir, Avdırmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
Avdırmak anlamı, tanımı
Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
Terazi : Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.
İnmek : Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Alçalıp eski durumuna dönmek. Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak. Sayısı azalmak. Fiyatı düşürmek. Ağmak. Uzamak, ulaşmak. Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak. Değeri düşmek. Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak. İnme gelmek. Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek. Konaklamak. Vurmak. Yıkılmak.
Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.
Aşağı : Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.
Denge : Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.
Yanı : Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem. Yani. Yani, bk. yani. Yahni, et yemeği.
Deng : Denk, eşit, uygun. Sersem, dengesiz, akılsız, dalgın. Denk, eş.
Aşağ : İplik eğirirken iğin ağır dönmesini sağlıyan tahta ağırlık, ağırşak. Aşık kemiği.
İnme : İnmek işi. Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması, felç, nüzul, paralizi.
Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Yük : Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev. Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı. Yüklük. Yüz bin kuruşluk mal veya tutar. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar. Eşya. Bir şeyin ağırlığı. Doğacak bebek. Tedirginlik veren şey, engel.
Diğer dillerde Avcılık ölümü anlamı nedir?
İngilizce'de Avcılık ölümü ne demek ? : fishing mortality


Bu kısımda Avdırmak nedir? Avdırmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Avdırmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Avdırmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.