Avgın nedir, Avgın ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üstü kapalı veya açık su yolu, ark, bahçe duvarlarında açılan su deliği.

[Bakınız: avgant].

Lâğım.

Kapalı su yollarında, su almak için açılan delikler.

Suyun akmasını sağlıyan tabii meyil.

Hasis, cimri.

Üstü kapalı suyolu, ark.

Su akıntısı.

Lağım.

Avgın tanımı, anlamı

Avgı : Üstü kapalı veya açık su yolu, ark, bahçe duvarlarında açılan su deliği

Üstü kapalı : Açık ve kesin olmayan. Açık ve kesin olmayan bir biçimde.

Su yolu : Künk veya demir boru ile yapılmış oluk.

Suyolu : Sutaş. Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı, filigran. Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu. Oda içinde küçük banyo, gusulhane. Çizgi, yol (kumaş deseni için). Komşu bağ ve bahçelerinden geçen suyolunu izlemek amacıyla kullanılan gelip geçme hakkı. Örme fanila ya da süvetere yapılan derin çizgi biçiminde motif. (Yalvaç Isparta).

Avgant : Üstü kapalı veya açık su yolu, ark, bahçe duvarlarında açılan su deliği.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

 

Akıntı : Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

Lağım : Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz. Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol.

Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

 

Avgan : Üstü açık sarnıç. Pınar. Suyun, derelerin kenarlarında oyduğu çukur yer. Gebe inek. Kuyu. Yağmur ve kar sularının biriktiği gölcük. Yağmur sularının biriktirildiği sarnıç. (Dereköy Eşme Uşak). Dikim sırasında, dikmenin çevresinde açılan çanak. (Moran Çardak Denizli). Uşak kenti, Ulubey ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Hasis : Cimri. Bayağı, insanı küçülten, değersiz.

Tabii : Doğada olan, doğada bulunan. Katıksız, saf, doğal. (ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan, doğal.

Meyil : Eğiklik, eğim, akıntı. Eğilim, temayül. İlgi, gönül verme.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

Bahçe : Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Delik : Dar, küçük açıklık. Cezaevi. Delinmiş olan. Dar, küçük çukur. Küçük hayvan yuvası.

Cimri : Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Açıl : Açılmanın yapılması için verilen komut. Büyü, serpil, geliş” anlamında bir söz.

Duva : Dua.

Diğer dillerde Aves anlamı nedir?

İngilizce'de Aves ne demek ? : aves