Büvek nedir, Büvek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Köşe, bucak, uç, açı.

Kenar, yakın yer.

Buzağıların analarını emmelerini önlemek için, ağızlarına takılan sivri uçlu bir aygıt.

[Bakınız: büvet].

[Bakınız: büğek].

[Bakınız: bucak].

Suyun önüne çekilen set, bent.

Anasını emmemesi için buzağıların burnuna takılan başlık.

Büvek tanımı, anlamı

Büve : Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis)

Köşe bucak : Her taraf.

Önlemek : Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak. Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçmek.

Çekilen : Grip hastalığı: Çekilene tutuldum. Ortada çekilen var.

Buzağı : Yeni doğmuş, ana sütüyle beslenen sığır yavrusu.

Önleme : Önlemek işi.

Başlık : Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

 

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Önlem : Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol, tedbir.

Başlı : Başı olan.

Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

Takıl : 1.Buğday. 2.Tahıl ölçeği. 1.Çeyiz. 2.Bohça. 3.eşya. 4.İç giysisi.

Emmel : Hayvanları yürütmek için kullanılan, ucunda demir bulunan sopa, değnek. Boyunduruğa alışkın öküz.

Kenar : Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Yan. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri.

Sivri : Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut.

Bucak : Kenar, köşe, yer. İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.

Büvet : Gölet. İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.

Aygı : Adı bilinmiyen ya da ad yerine kadına, kıza sesleniş. Eşya.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Diğer dillerde Bütünsel sayısal izerge anlamı nedir?

İngilizce'de Bütünsel sayısal izerge ne demek ? : total number-theoretic function