Bağırsak düğümlenmesi nedir, Bağırsak düğümlenmesi ne demek

Bağırsak düğümlenmesi; bir tıp terimidir.

  • İnce veya kalın bağırsağın bir bölümünün bağırsak askısı çevresinde besin geçişini engelleyecek bir biçimde dönerek bükülmesi

Bağırsak düğümlenmesi anlamı, tanımı:

Bağırsak : Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü.

Düğüm : Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Hafif, gücü az. Tiz (ses), pes karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Zayıf. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).

 

Kalın : Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun. Pes (ses). Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Enli ve gür (kaş). Yoğun, akıcılığı az olan.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Askı : İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Gelinin odasına asılan süs. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne.

 

Çevre : Yağlık. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.

Besin : Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey. Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda.

Geçiş : Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi. Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton. Geçme işi. Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama. Herhangi bir durumdaki değişme, intikal.