Bargaining türkçesi Bargaining nedir

  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Bir alışverişte alıcı ve satıcının kendisi için eniyi fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptığı görüşme.
  • Bir mal için istenilen ederi daha da düşürmek için alıcının satıcı ile yaptığı kesimli tartışma. pay ve borç belgitleri alım ve satım işlemleri, bir nesneyi alıp satmak için sözlü ya da yazılı olarak yapılan anlaşma.
  • Pazarlık.

Bargaining ile ilgili cümleler

English: There will be no bargaining on this issue.
Turkish: Bu konuda pazarlık olmayacak.

English: She's good at bargaining the price down.
Turkish: Pazarlıkta fiyatı kırmada iyidir.

Bargaining ingilizcede ne demek, Bargaining nerede nasıl kullanılır?

Bargaining agent : Yetkili sendika. Toplu iş sözleşmesi yapmağa yetkili olan işçi ya da işyeri sendikası. Toplu sözleşme yapma yetkisine sahip işçi sendikası.

Bargaining chip : Bir pazarlık durumunda avantaj olarak kullanılabilecek bir şey. Pazarlık kozu.

Bargaining position : Pazarlık pozisyonu. Bir kimsenin pazarlığa giriş yapma durumu (teklif için sahip olunan şey vs). Pazarlık yapma konumu.

Bargaining power : Pazarlık etme avantajı. Pazarlık gücü. Piyasada alıcı ve satıcının göreli büyüklüğünden doğan, fiyat ya da satış koşullarını kendi lehine değiştirebilme olasılığı. Bir sözleşme yapılmasında taraflardan birinin kendi koşullarını diğer tarafa kabul ettirebilme gücü. Bir uzlaşma durumunda sahip olunan toplam avantaj.

 

Bargaining theory of wages : Ücretin işçi ve işveren arasındaki pazarlık sonucu belirlendiğini savunan teori. Ücretlerde pazarlık kuramı. Ücretlerin işçilerle işverenler arasında gerçekleştirilen pazarlık neticesinde kararlaştırıldığını savunan kuram. Ücretlerin pazarlık teorisi. Ücretlerin toplu pazarlık teorisi. Ücretlerin işçilerle işverenler arasında yapılan pazarlık sonucunda kararlaştırılacağını savunan görüş.

Collective bargaining contract : Toplu pazarlık sonucunda anlaşma sağlanması durumunda imzalanan sözleşme. Toplu iş sözleşmesi. Toplu sözleşme mukavelesi.

Collective bargaining : Toplu pazarlık. Çalışma koşullarının düzelmesi veya maaşlarla ilgili olan işveren ve işçi sendikaları temsilcileri arasındaki müzakereler. Karşılıklı anlaşma. Kolektif sözleşme. İşverenle işçi temsilcileri arasında toplu görüşme. Toplu iş sözleşmesi. Toplu iş akdi. Toplu sözleşme. Toplusözleşme görüşmesi. Toplu görüşme.

Outbargaining : Kazançlı teklif yapmak. Alışverişte aldatmak. Fazla fiyat vermek.

Industry wide bargainig : Bir sanayi kolunda çalışan bütün işçileri ve işverenleri içine alacak biçimde yapılan toplu sözleşme. İşkolu düzeyinde toplu sözleşme.

Bargaining unit : Bir çalışma gücü adına pazarlık yapmayla yetkilendirilmiş grup veya organ. Yetkili sendika. Toplu iş sözleşmesi yapmağa yetkili olan işçi ya da işyeri sendikası. Müzakere birimi. Pazarlık ünitesi. Görüşme grubu.

 

İngilizce Bargaining Türkçe anlamı, Bargaining eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bargaining ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wrangling : Kavga etmek. Tartışmak. Birbirini yemek. Kavga. Dalaşmak. Kavga etme.

Dickers : Pazarlık etmek. Takas etmek. Takas. Kararsız davranmak. Değiş tokuş.

Chaffers : Çekişme. Pazarlık etmek. Alışverişte bulunmak. Çekişmek.

Dickered : Kararsız davranmak. Takas. Takas etmek. Değiş tokuş. Pazarlık etmek.

Dialogue : İkili söyleşi. İleti. Bir oyunda iki kişi arasında söylediği, oyuna göre düzenlenmiş sözler. Bilgi alışverişinde bulunmak amacıyla iki kişi arasında geçen karşılıklı konuşma ya da ikili görüşme. Mükaleme. Karşılıklı konuşma. Diyalog. Oyunun gelişiminde asal görevi olan, kişiler arasındaki konuşmanın tümü. konuşma örgüsü, bir oyunun olay dizisini ileri götürmek, oyun kişilerini nitelendirmek ve çatışmaları ortaya çıkarmada önemli bir araçtır. İkili konuşma.

Chaffered : Çekişme. Çekişmek. Pazarlık etmek. Alışverişte bulunmak.

Bargain : Teklif. Değiş tokuş etmek. Teklif (pol.). Uzlaşma. Anlaşmak. Pazarlık etmek. Kelepir. Karşılık (pol.). Anlaşma.

Bar chart : Çubuklu grafik. Çubukçizim. Çubuk grafiği. Oran ve nicelikleri yansıtmak için dikey kolonlar ve yatay çubuklar kullanan grafik. Çubuk çizim. Çubuk grafik. Bar çizelgesi. Çubuklu çizelge. Sütun grafiği.

Talks : Görüşmek. Görüşmeler. Konuşmak. Müzakereler.

Bargaining synonyms : plea bargain, plea bargaining, higgling, chaffer, negotiation, wrangle, bargains, haggling, dicker, haggle, chaffering, haggled, haggles, holdout.