Bayıra sarmak nedir, Bayıra sarmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bayıra çıkmaya başlamak, bayıra çıkmak.

Zorluğa uğramak, sarpa sarmak (iş).

Yokuş yukarı çıkmak.

Bir işte güçlük çıkmak.

Bayıra sarmak tanımı, anlamı

Bayır : Küçük yokuş, belen, kıran, şev

Sarma : Sarmak işi. Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılmış olan etli veya zeytinyağlı yemek. Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk. Saran, içine alan şey, zarf. Sarılarak yapılan. Çevirme.

Sarmak : Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.

Yokuş yukarı : Yokuşta yukarıya doğru.

Başlamak : Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek.

 

Uğramak : Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak. Cin, peri çarpmak. Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak. Kötü duruma konu olmak. Yaklaşmak. Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek.

Başlama : Başlamak işi.

Uğrama : Uğramak işi.

Güçlük : Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.

Çıkmak : İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

 

Yukarı : Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı. Benzerleri arasında üstte bulunan. Yetkili kimse. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya. Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.

Yokuş : Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı.

Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

Sarpa : İzmaritlerden, boyu 35 santimetre kadar olan bir Akdeniz balığı (Boops salpa).

Çıkma : Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

Güçlü : Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan.

Zorlu : Güçlü, kuvvetli, şiddetli. Zor, güç yapılan. Tuttuğunu koparan, baskı yapabilecek ölçüde güçlü (kimse). Zorbalık yapan.

Diğer dillerde Bayındırlık işleri anlamı nedir?

İngilizce'de Bayındırlık işleri ne demek ? : public works