Beğirmek nedir, Beğirmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hayvan bağırmak, melemek, acı acı ses çıkarmak.

Çok acıkmak.

Teknik terim anlamı:

Melemek.

Beğirmek kısaca anlamı, tanımı

Beğir : At, kısrak

Beğirme : Keçi bağırması.

Bağırmak : İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak. Yüksek sesle azarlamak. Kendini belli etmek.

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Acı acı : Üzüntülü bir biçimde, dokunaklı olarak. Sert ve keskin bir biçimde.

Melemek : Koyun, kuzu veya keçi bağırmak.

Bağırma : Bağırmak işi.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

 

Acıkmak : Yemek yeme gereksinimi duymak.

Meleme : Melemek işi. Ağırkanlı, rahatına düşkün. Koyun, keçi sesi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Acıkma : Acıkmak işi.

Bağır : Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Acık : Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma. Biraz, azıcık, pekaz. Öç, intikam, kin, garaz. İnat, zıddiyet, nisbet. Keder, ıstırap, elem. Merhamet, şefkat. Hiddet, gazap, öfke. [Bakınız: acığ]. Sıkıntı, eziyet: Şu işi görürken bana acık etme. [Bakınız: acalma]. Yaban armudu, ahlat. Sumak yaprağı, nar, ceviz, palamut kabuğu, şap gibi şeylerden yapılan ve içine boyanacak bez atılan sıvı. Azıcık, biraz. Acı, dert, ıstırap.

Bağı : Büyü. Hayvanların ayağının altında, zorlamadan ileri gelen şiş, ur.

Mele : Duvarcı aracı, mala. Çekirge. Köpeğin yaşı : Bizim köpek yedi melesinde. Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur. Yuva : Leyleklerin melesi yıkılmış. İn : Kurt melesine girdi.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Diğer dillerde Beğenişlilik anlamı nedir?

Osmanlıca Beğenişlilik : mergubiyet