Beyerlemek nedir, Beyerlemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eyerlemek kelimesi ile birlikte ikram etmek, ağırlamak anlamında kullanılır: Eyerledik, beyerledik, uğurladık, gitti.

Beyerlemek anlamı, tanımı

Beye : Hayvan yemliği. Suyun biriktirildiği toprak havuz. [Bakınız: baga]. Hayvanların yem yedikleri yer. (Kars)

Eyerleyip beyerlemek : Herhangi bir konuğu en iyi şekilde ağırlamak, her çeşit gerekseme ve rahatını sağlamak.

Ağırlamak : Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

Eyerlemek : At üzerine eyeri koyup bağlamak, eyer vurmak.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Eyerleme : Eyerlemek işi.

Ağırlama : Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As (II).

 

Kelim : Eğri boynuzlu koç, keçi.

İkram : Konuğu ağırlama. Sunulan şey. Bir şeyi armağan olarak verme, sunma. Alışverişte satıcının alıcıya yaptığı indirim.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

Etme : Etmek işi.

Keli : Taş ve toprak yığarak yapılan bağ, bahçe ve tarlaların sınırı. Dağ ve tepelerin eteği. Dağ ve tepenin en yüksek noktası. Taşlı, verimsiz tarla. Aşı yapmak için alınan filiz. Yurt. Tarla sınırı. Sebze karığının kenarı (Çayağzı). Çok yüksek olmayan tepe.

Uğur : Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.

Ağır : Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

Eyer : Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne.

Diğer dillerde Beyazperde anlamı nedir?

İngilizce'de Beyazperde ne demek ? : screen