Birincil enerji nedir, Birincil enerji ne demek

Birincil enerji; bir fizik terimidir.

  • Enerjinin herhangi bir değişim veya dönüşüm uygulanmamış biçimi

Birincil enerji hakkında bilgiler

Birincil enerji, herhangi bir enerji dönüşümünden henüz geçmemiş enerjidir.

Birincil enerji kavramı yenilenemez ve yenilenebilir enerjiyi kapsar.

Birincil enerji enerji dönüşüm yöntemleriyle daha kullanılmaya elverişli enerji biçimlerine çevrilir: elektrik enerjisi, akaryakıt, ya da hidrojen benzeri sentetik yakıtlar gibi. Enerji terminolojisinde tüm bunlar ikincil enerji olarak adlandırılır.

İkincil enerji bir diğer enerji biçiminden dönüştürülmüş enerjinin adıdır. Kömür, petrol, doğal gaz ve rüzgar gibi birincil enerji kaynaklarından dönüştürülen elektrik en basit örneklerden birisidir.

Birincil enerji anlamı, kısaca tanımı:

Enerji : Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç. Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç.

Dönüşüm : Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon. Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon. Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme.

 

Biçim : Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi.

Birincil : Asli. Sırada, önemde ilk yeri alan.

Birinci : Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Bir sayısının sıra sıfatı. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

Değişim : Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Rüzgârın yön değiştirmesi. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon.

Uygulanma : Uygulanmak işi.

 

Geçme : Geçmek işi, mürur. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan.

Kavram : Tutam, avuç dolusu. Karın zarı, periton. Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Çevrili : Çevrilmiş, kuşatılmış. Dönük.