Buharlama nedir, Buharlama ne demek

Buharlama; Ağaç alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Ağaçişlerinde, zararlı sonuçlar yaratabilecek maddeleri çıkarmak, rengini koyulaştırmak, bükmek ve kurutmak amacı ile ağacı buhar etkisine bırakma eylemi.

Buharlama tanımı, anlamı

Buhar : Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu

Isıtma ve buharlama : Yemlerin sindirim ve lezzetini artırmak, antibesleme faktörleri ve patojen mikroorganizmaları yok etmek için buhara tutularak ısıtılması.

Koyulaştırmak : Koyu duruma getirmek.

Koyulaştırma : Koyulaştırmak işi. İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi.

Kurutmak : Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek. Bitki canlılığını yitirmek. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak. Uğursuzluk getirmek, yok etmek. Cılız duruma getirmek, zayıflatmak. Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek.

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

 

Zararlı : Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

Kurutma : Kurutmak işi.

Bırakma : Bırakmak işi.

Rengin : Renkli, parlak renkli. Güzel, hoş. Süslü.

Bükmek : Sertçe çevirmek, kıvırmak. Birkaç tel ipliği burarak sarmak. Eğmek. Döndürmek. Katlamak.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Ağacı : Ağabey, büyük erkek kardeş. Zakkum.

Bükme : Bükmek işi. Bükülmüş kaytan ya da iplik. Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı.

 

Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay ya da durum, netice. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Yazının veya sözün bitim bölümü. Öz, özet.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Diğer dillerde Buharlama anlamı nedir?

Osmanlıca Buharlama : buharlama