Bulambaç nedir, Bulambaç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sulu çamur.

Bulamaç, koyu un çorbası.

Un ve pekmezle yapılan helva.

Şişlere ve yaralara konulan lapa.

Badana.

[Bakınız: bulaf].

Bulambaç kısaca anlamı, tanımı

Bula : Yenge, amca ya da dayı karısı

Un çorbası : Un ve suyun karıştırılarak pişirilmesinden sonra süt ve yumurta sarısıyla terbiye edilmesi yoluyla yapılmış olan çorba.

Bulamaç : Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.

Badana : Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya.

Bulama : Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Helva : Şeker, yağ, un veya irmikle yapılmış olan tatlı.

Çorba : Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek. İçinden çıkılmaz durum.

Badan : Kale, sur.

Çamur : Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Bada : Beceriksiz, iş bilmez, tertipsiz, şaşkın. Savrulmak üzere yığılmış ekin, tınaz. Bardak.

Lapa : Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu. Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

Sulu : Suyu olan, içinde su bulunan, koyu karşıtı. İçine su katılmış, sulandırılmış olan. Suyu çok olan. Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan (kimse).

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Un : Öğütülerek toz durumuna getirilmiş tahıl ve başka besin maddeleri.

Diğer dillerde Bulamaçlı süreç anlamı nedir?

İngilizce'de Bulamaçlı süreç ne demek ? : slurry process