Cesareti kırılmış emek nedir, Cesareti kırılmış emek ne demek

Cesareti kırılmış emek; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

İktisat terim anlamı:

Ekonominin daralma dönemlerinde, iş buldukları anda çalışmaya hazır olmalarına karşın, iş bulma umudunu kaybettikleri için herhangi bir kanalı kullanarak iş aramayan ve dolayısıyla işgücü tanımı içinde yer almayan aktif nüfus.

Cesareti kırılmış emek anlamı, kısaca tanımı

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa

Cesaret : Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven. Cüret. Yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği. Atılganlık.

Emek : Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.

Cesareti kırılmış emek önsavı : Ekonominin daralma dönemlerinde, işsizlerin iş bulma umudunu kaybetmesi nedeniyle iş başvurularının azalmasına bağlı olarak işgücüne katılım oranının düşeceğini ve dolayısıyla işsizlik oranının daha düşük düzeyde hesaplanacağını savunan yaklaşım.

Dolayısıyla : Dolaylı olarak, doğrudan ilgili olmayarak. Nedeniyle.

Ekonomi : İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat. Tutum.

 

Daralma : Daralmak işi. Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek giymek, yene yine gibi.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Bulduk : Piç, bulunan çocuk. Kadının ilk kocasından olan ve ikinci kocasının yanına götürdüğü çocuk. Kimsesiz çocuk, kedi, köpek yavrusu. Çömlek. Bilecik kenti, Pazaryeri ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çankırı ili, Şabanözü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karabük şehri, Eskipazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ilinde, Yeniceoba nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa kenti, Yardımcı bucağına bağlı bir yer.

Dolayı : Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.

İşgücü : Bir ülkede ya da işletmede, üretime ya da herhangi bir işe katılan ve bunun gerçekleşmesini sağlayan insan emeğinin tümü. Etkin nüfus içinde yer alıp, cari ücret düzeyinde ve çalışma koşullarında çalışanlar ile işsizlerin toplamı. Toplam nüfustan çalışamayacak durumda olan nüfusun (örneğin 15 yaşından küçük, 65 yaşından büyük olanların, ev kadınlarının, öğrencilerin, mahkumların, ordu mensuplarının, çalışmasını engelleyen fiziksel veya zihinsel engeli olanların) ve çalışmak istemeyenlerin çıkarılmasıyla ulaşılan nüfus. Bir toplumda 15-64 yaşlar arasındaki nüfus bölümü.

 

Karşın : Bir şeyin gerekenin veya mantığın tersine olarak yapıldığını anlatan bir söz, rağmen.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Tanım : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

Aktif : Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.

Nüfus : Kişi. Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Kanal : Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.

Dönem : Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre.

Bulma : Bulmak işi.

Diğer dillerde Cesareti kırılmış emek anlamı nedir?

İngilizce'de Cesareti kırılmış emek ne demek ? : discouraged worker