Conceals türkçesi Conceals nedir

Conceals ingilizcede ne demek, Conceals nerede nasıl kullanılır?

Conceal : Saklamak. Gizlemek. Gizli tutmak. Ketmetmek. İdare etmek. Perdelemek. Örtmek. Örtbas etmek. Kapamak.

Concealable : Gizlenebilir. Görüş alanından gizlenebilen. Sır olarak saklanabilen. Saklanabilir.

Concealed : Saklı. Gizli. Nihan. Gizlenen. Görünmez. Gizlenmiş. Mektum.

Concealed assets : Örtülü mal varlığı. Gizli aktifler.

Concealed gutter : Gizli dere. Gizli oluk.

Concealer : Özellikle yüzdeki kırışıkları saklamak için kullanılan kozmetik madde. Saklayan (kişi). Lekeli cildi kapatmak için yüz üzerinde kullanılan kozmetik. Kapatıcı (kozmetik). Saklayıcı. Saklayan kişi veya şey. Gizleyici.

Concealed wiring : Gizli kablo tesisatı.

Concealed weapon : Bilerek saklanan silah. Gizli olarak taşınan veya saklanan silah.

Concealed microphone : Gizli mikrofon.

Concealment : Gözetlemeye karşı koruma. Saklama. Suça yataklık etme. Saklanma. Sükut. Gizleme. Gizlenme. Yanıtlayıcının, olan bir durumu ya da bildiği bir konuyu açıklamaktan kaçınması ya da geçiştirmesi. Sır tutma. Mühim noktaları gizleme.

İngilizce Conceals Türkçe anlamı, Conceals eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conceals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Huggermugger : Gizli. Sır tutma. Karışıklık. Düzensizlik. Karışık. Ketumiyet. Düzensiz.

Bodycheck : Engelleme. Perdeleme. (spor) karşı takım oyuncusunu engellemek için vücudu kural dışı şekilde kullanmak (özellikle de hokey ve futbolda). Engellemek.

Compounded : Çözmek. Karışmış. Uzlaşmak. Taksitle ödemek. Birleştirmek. Artırmak. Takipten vazgeçmek. Halletmek. Anlaşmak.

Bestridden : Aşmak. Her iki tarafında uzanmak. Ayaklarını açıp oturmak. Üzerinden geçmek. Ata biner gibi oturmak. Üzerine binmek. Hükmetmek. Her iki tarafında bulunmak. Bacaklarını ayırarak binmek.

Harbour : Barınak. Barındırmak. Sığınmak. Kıyıda, doğal olarak ya da mendirek ve dalgakıranlarla fırtınalara karşı korunmuş yer ve böyle yerlerde deniz ulaştırmacılığının giriş ve çıkış kapısı olarak gelişmiş kent. Beslemek. Misafir etmek. Barınmak. Korumak. Demir atmak.

Bestride : Her iki tarafında bulunmak. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki yakasında olmak. Ata biner gibi oturmak. Hükmetmek. Her iki tarafında uzanmak. Üzerine binmek. Aşmak. Bacaklarını ayırarak binmek.

Canopy : Kubbe. Sayvan. Baldaken. Tente. Saçak. Kaplamak. Gölgelik. Paraşüt. Gök kubbe.

Bestrode : Üzerinden geçmek. Her iki yakasında olmak. Ata biner gibi oturmak. Aşmak. Üzerine binmek. Ayaklarını açıp oturmak. Bacaklarını ayırarak binmek. Her iki tarafında bulunmak. Hükmetmek.

Fog : Sislenmek. Yeryüzüne oturan ve görüş uzaklığını az ya da çok daraltan bir tür bulut. bk. bulut, pus. Su uçuğunun soğuk bir yüzey üzerinde ya da havadaki toz ve üşerler üzerinde ince damlalar halinde yoğuşmasıyla oluşan bulut. bk. uçuk. Sis basmak. Karartmak. Genellikle çevirimde ya da işlemelikte bir yanlışlıktan, en çok boş filmin alıcıya takılıp çıkarılması sırasında makaraya ışık sızması sonucu filmin ışık almasından ileri gelen ve görüntü üzerinde kendini az ya da çok donuklukla gösteren kusur. Sis kaplamak. Buğulanmak. Sis. Coğrafya, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Bespread : Bulamak. Kaplamak. Lekelemek. Bulaştırmak. Saçmak. Yaymak.

Conceals synonyms : sweep under the rug, haze over, keep secret, administrated, caching, canopying, close, blanketed, close up, burke, belies, blanket, camouflage, keep something under wraps, administers, adhibit, bosoming, cloaks, belie, disguise, hush up, bottle up, compounding, cloak, bury, cover, out of sight, blocks, hold back, be enough, cached, keep something dark, keep shady.

Conceals zıt anlamlı kelimeler, Conceals kelime anlamı

Unveil : Açmak. Açılışını yapmak. Açığa vurmak. Açıklamak. Göstermek (ilk kez olarak). Örtüsünü kaldırmak. Peçesini kaldırmak. Su yüzüne çıkarmak. Açmak (örtü vb). Ortaya çıkarmak.

Show : Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme. Konu bakımından sıkı bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, tablo ya da skeçlerden kurulu kimi eğlendirici, kimi de alaycı, taşlayıcı özellikte bir gösteri. revü, bir fransız türüdür. Gösterim. Dışa vurmak. Sergileme. Bilgisayar, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Açıklamak. Gösteriş. Bir film üzerindeki resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe yansıtılarak görüntülerin oluşturulması. bu yolla, filmin tümünün ya da bir bölümünün izlenmesinin sağlanması. bir sinemanın belli bir izlencesinin yer aldığı ve belirli bir saatten başlayıp yine belirli bir saatte sona eren çalışması. Temsil.

Visible : Gözle görünen. Mevcut. Gözle görülür. Açık. Gözle görülebilir. Görülebilir. Peyda. Belli. Görünür. Görünen.