Davlumlamak nedir, Davlumlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Başkasının girmemesi için tarlanın etrafını çevirmek, sınır çizmek.

Davlumlamak tanımı, anlamı

Davlu : Çarık yapmak için uzunlamasına kesilen ham deri

Davlum : Çarık yapmak için uzunlamasına kesilen ham deri. Sürülmek, ekilmek için dikdörtgen şeklinde ayrılmış toprak parçası. Tarla sürülmeye başlanırken pulluk ya da sapanla ilk açılan çizgi. Toprak tabakası. Bir araziyi köy halkına pay ederken eşit parçalara ayıran çizgiler.

Çevirmek : Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

Çevirme : Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

 

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Çizmek : Çizgi çekmek. Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek. Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak. Çizgi biçiminde yaralamak. Resmini yapmak, resmetmek. Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Çizme : Çizmek işi. Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü.

Girme : Girmek işi.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Diğer dillerde Davidoff hücresi anlamı nedir?

İngilizce'de Davidoff hücresi ne demek ? : davidoff cell