Dek durmak nedir, Dek durmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uslu, terbiyeli, rahat durmak.

Yarayışlı olmak, uslu durmak.

Teknik terim anlamı:

Uslu, sessiz, sakin durmak, susmak.

Dek durmak tanımı, anlamı

Dek : Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam

Durma : Durmak işi.

Durmak : Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

Terbiyeli : Topluluk kurallarına uygun olarak davranan, müeddep. Terbiye işlemi yapılmış (yemek).

Yarayışlı : Yararlı.

Terbiye : Eğitim. Görgü. Hayvanı alıştırma. Araba hayvanlarının dizginleri. Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme. Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma.

 

Sessiz : Sesi olmayan, ses çıkarmayan. Ses ve gürültü çıkarmadan. Yumuşak huylu, kendi hâlinde ve sakin (kimse). Az konuşan, suskun. Ses, gürültü çıkarmadan yapılan. Ünsüz. Ses olmayan.

Susmak : Konuşmasını kesmek. Etkisini göstermemek, tepki göstermemek. Konuşmaktan kaçınmak. Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak.

Terbi : Dördün. Dörtleme.

Sakin : Hareket etmeyen, kımıldamayan. Durgun, dingin. Sessiz. Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen. Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş. Bir yerde oturan. Sakın!, Aman!. Sakin. Sessiz, kendi hâlinde.

Susma : Susmak işi. Türk nakışlarında bir iğne türü.

Rahat : İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur. Aldırmaz, gamsız. Kolay bir biçimde, kolaylıkla. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Sıkıntı ya da yorgunluk, tedirginlik vermeyen. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Olma : Olmak işi.

Uslu : Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli, müeddep, yaramaz karşıtı. Uysal bir biçimde. Akıllı, zeki.

Saki : İçkili toplantılarda içki dağıtan kimse.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Diğer dillerde Dejeneratif ve nekrotik yangı anlamı nedir?

İngilizce'de Dejeneratif ve nekrotik yangı ne demek ? : degenerative and necrotic inflammation