Duman nedir, Duman ne demek

"Duman" ile ilgili cümle

  • "İşimiz duman. Hâlimiz duman."
  • "Emin ol ki her sigara yakışta / Daha duman tüter tütmez ordayım" - B. S. Erdoğan
  • "Köyünün üstüne boz bir duman çökmüştü." - Y. Kemal

Yerel Türkçe anlamı:

Nezle, grip, bronşit

Sis.

İs // toz duman: toz duman

Göz akı.

Göze inen perde.

Bulut, duman, sis.

Duman rengi, gri.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir uçun için de asılı küçük (0,1 -1 mikronluk) katı ya da sıvı taneciklerin oluşturduğu karışım.

Kimya'daki anlamı:

Mikrometre boyutunda katı taneciklerinin veya sıvı damlacıklarının bir gaz içinde dağılıp asılı kalması sonucunda oluşan genel olarak gözle görülür dispers sistem.

Duman isminin anlamı, Duman ne demek:

Erkek ismi olarak; Bir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz.

Bilimsel terim anlamı:

Yerçekimi etkisiyle yavaşça çöken, boyutları 0,1-5 mm çapındaki katı taneciklerin gaz evresinde dağılmalarından oluşan asıltı. '

İngilizce'de Duman ne demek? Duman ingilizcesi nedir?:

fume, smoke

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Samsun ili, Kavak ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Çanakkale kenti, Etili nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum şehri, Karaköprü nahiyesine bağlı bir bölge. Ordu şehri, Kumru belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sakarya şehri, Taraklı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Giresun kenti, Şebinkarahisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

 

Duman hakkında bilgiler

Duman, bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara veya esmer renkli gazdır.

Duman ile sis birbirine çok benzeyen, ancak aynı olmayan şeylerdir. Eğer gaz içinde ince sıvı damlacıkları yayılmış ise bu sistir. Duman ise katı, sıvı ve gazların karışımıdır. Bacadan çıkan dumanda kül, yanmamış kömür, karbon (is), yoğunlaşmış su damlacıkları ve katran tanecikleri bulunur. Duman yukarıya doğru yükselirken hava tabakalarına çarpar ve kendine uygun bir yol bulur. Kendisinde bulunan enerji zamanla kaybolur, rüzgar varsa duman hemen havaya karışır.

Duman ile ilgili Cümleler

  • Duman bacadan dışarı boşaldı.
  • Tütün dumanı kansere neden olur.
  • Duman havada yükseliyor.
  • Ateş olan yerden duman çıkar.
  • Ali Mary'nin yüzüne duman üfledi.
  • Duman dedektörleri tavana monte edilmelidir.
  • Duman gözlerimizi sulandırdı.
  • Sigara dumanına alerjim var.
  • Duman kokusu alıyor musun?
  • Duman bacadan yükseliyor.
  • Pekin'in dumanlı havası keyfimi kaçırıyor.
  • Brom Zehirli dumanı kişinin ciğerlerine zarar verebilir.
  • Ali burada dumanlı olacağı konusunda beni uyardı.
  • Duman bacadan boşaldı.

Duman anlamı, tanımı:

Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Para, mal vb. ile ilgili şey. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz.

 

Yanma : Bir cismin oksijenle birleşmesi sırasında ortaya çıkan olayların tümü. Yanmak işi.

Zerre : 0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi. Çok küçük parçacık.

Hava : Müzik parçalarında tür. Çevreyi kuşatan boşluk. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Keyif, âlem. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Tarz, üslup. Çekicilik. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Gökyüzü.

Duman almak : Sis kaplamak, sis bürümek. sigara dumanını içine çekmek.

Duman altı etmek : Bulunulan yerin havasını esrar, sigara vb. dumanıyla doldurmak.

Duman altı olmak : Esrar, sigara vb. içilen bir yerin havasından etkilenmek.

Duman attırmak : Kötü duruma düşürmek, geride bırakmak, birini yıldırmak.

Duman etmek : Dağıtmak, bozmak, yok etmek. yenmek, başarı sağlamak.

Duman olmak : İşi, durumu berbat olmak. bir kimse veya bir şey ortadan kaybolmak.

Duman vermek : Çok duman çıkarmak. ortalığı karıştırmak.

Dumanı doğru çıksın : "iyi ve güzel olmasa bile yönteme uygun olsun" anlamında kullanılan bir söz.

Dumanı tepesinden çıkmak : Çok öfkelenmek.

Dumana boğmak : Duman içinde bırakmak. bunaltmak, şüphe içinde bırakmak.

Duman rengi : Koyu kül rengi, füme. Bu renkte olan.

Dumanı üstünde : Çok taze (sebze, meyve, yemek vb.). Genç. Çok yeni, üzerinden çok zaman geçmemiş.

Buzlu duman : Kutuplarda düşük ısı, yüksek nem ve sakin havada deniz üzerinde oluşan donmuş sis, buz sisi.

İşi duman : İşi ve durumu kötü olan kimse.

Kör duman : Çok yoğun sis.

Toz duman : Yerden kalkarak havayı kaplayan yoğun toz.

Vapurdumanı : Koyu gri renk, füme. Bu renkte olan.

Dumanlama : Dumanlamak işi.

Dumanlamak : Sarhoş etmek. Dumana tutmak. Dumanlı duruma getirmek.

Dumanlanmak : Dumanlı duruma gelmek. Sarhoş olmak. Bulanmak, karışmak.

Dumanlı : Esrik, sarhoş. Dumanı olan, duman çıkaran. Sisli, sisle örtülü. Sıkıntılı, bulanık.

Dumansız : Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Dumansız baca olmaz kahırsız koca olmaz : "dumanı olmayan baca olamayacağı gibi karısına sıkıntı vermeyen koca da olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Dumansızlık : Dumansız olma durumu.

Arpa samanıyla kömür dumanıyla : "yararlanılan nesneleri eksiklikleriyle birlikte kabullenmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz : Küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz.

Ateşe vursa duman vermez : Pek cimri olanlar için söylenen bir söz.

Baca eğri de olsa duman doğru çıkar : "yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Başı dumanlı : Efkârlı. Doruğunu sis bürümüş (dağ). Sarhoş.

Dağ başından duman eksik olmaz : "büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Gözü dumanlanmak : Öfkeden gözü hiçbir şey görmez duruma gelmek.

Gözünü duman bürümek : Hüzünlenmek. hayale dalmak, dalgınlaşmak.

Kafası dumanlanmak : Çok dalgın olmak. esrar içmiş olmak. sarhoş olmak.

Kafası dumanlı : Çözemediği karışık düşüncelerle kafası yorgun (kimse). Sarhoş.

Kurt dumanlı havayı sever : Kötü niyetli kimselerin ortalıktaki karışıklıklardan yararlandıklarını anlatan bir söz.

Tozdan dumandan ferman okunmamak : Ortalık çok karışık olmak.

Tozu dumana katmak : Ortalığı altüst etmek. toz kaldırarak hızla gitmek veya kaçmak.

Değişik : Yedek iç çamaşırı, giyecek. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Farklı. Değiştirilmiş, muaddel.

Renk : Çeşitlilik. Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

Bulanıklık : Bulanık olma durumu.

Yaman : Kötü, korkulan (kimse). Güç, etki veya beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan (kimse). Alışılmadık, olağanın dışında.

Esrar : Gizler, sırlar. Hint kenevirinden çıkarılan ve kullanılacak miktara göre uyarıcı, sarhoş edici veya uyuşturucu etkileri olan bir madde.

Esmer : Kurşuni renk. Bu renkte olan. Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız. Siyaha çalan buğday rengi.

Renkli : Neşeli, canlı, ilgi çekici. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.

Kötü : Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Aşırı, çok. Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.

Duman atmak : Korkmak. Öfkelenmek. Atışta hedefi vuramamak, karavana atmak. Birine oyun etmek, aldatmak. Bir şeyi çabuk sonuçlandırmak. Üstün gelmek. Kasıp kavurmak: Dışarda poyraz duman atıyor. Ağır basmak: Bu işi yapması için duman attım.

Duman bacası : Üst sahnenin tavanında bulunan duman ve kokuyu çeken baca.

Duman balığı : Palamut balığı.

Duman borusu : Dumanları bacaya taşıyan boru.

Duman çiçek olmak : Ağaçların çiçekleri tamamen açılmak: Ağaçlar duman çiçek olmuş.

Duman denemesi : Pissu borularında bir kaçak olup olmadığını anlamak için yapılan deneme.

Duman kurmak : Evlenmek.

Duman kutusu : Sahnede duman sağlanmasına yarayan kutu. Bu kutunun içinde kimi kez yavaş yanan barut, kimi kez sıvı parafin, kimi kez de «kuru buz» denilen katı karbondioksit kullanılır.

Duman örtmesi : Mutfak.

Duman vurmak : Aldırış etmemek, umursamamak, duymazlığa gelmek, kendi havasında olmak

Diğer dillerde Duman anlamı nedir?

İngilizce'de Duman ne demek? : [Duman] n. smoke, mist, fume, fog

Fransızca'da Duman : fumée [la], brume [la]

Almanca'da Duman : n. Nebel, Rauch

Rusça'da Duman : n. дым (M), туман (M), туча (F), гашиш (M)

adj. дымовой