Edim nedir, Edim ne demek
- Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil.
- İnsan davranışı.
- Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış, ivaz.
- Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış

"Edim" ile ilgili cümleler
- "Günlük yaşamımıza şöyle bir baksak her edimimizin altında umutluluk bulunmadığını görürüz." - M. C. Anday
Felsefi anlamı:
(Yeni Felsefede) İnsan bilinç ve eyleminin tek tek davranışları; edimin varlığı gerçekleşmeye dayanır; nesnel olarak verilmiş değildir, ancak gerçekleşmede kavranılır olur. Her edimin özünde bir şeye yönelme, bir şeyi erek edinme vardır.
(Skolastik felsefede) Aristoteles'in energeia = gerçekleşme, etkinleşme kavramının çevirisi. Her değişme a. olanaklı; b. tamamlanmak üzere, gerçekleşmek üzere; c. tamamlanmış durumda olabilir. Aristoteles gizil olmayı, olabilir durumda olmayı dile getiren a ile bu değişmenin sonucu olan gerçekleşmiş olmayı dile getiren c arasında bulunan b durumunu genellikle energeia olarak belirtir.
Hukuki terim anlamı:
edâ, ıvaz.
Bilimsel terim anlamı:
Belirli bir iş durumuyle karşılaştığı zaman kişinin yapabildikleri.
Çeşitli güdülerden kaynaklanan ve tanısal bir içeriği olan amaçlı davranış.
İngilizce'de Edim ne demek? Edim ingilizcesi nedir?:
act, performance
Edim hakkında bilgiler
Edim veya yapılan iş,eylem, bireyin herhangi bir alandaki gözlemlenebilen davranışıdır. Eğitim bağlamında edim, öğrencinin derslerde yaptıklarıdır. Öğrencinin herhangi bir soruya verdiği yanıt, ürettiği herhangi bir şey, arkadaşlarıyla ya da öğretmenle olan etkileşimi onun edimidir. Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.
Edim tanımı, anlamı:
Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket.
Borçlu : Manevi bir yükümlülük altında bulunan. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı.
Kişi : Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
Edim bilimi : Dille onu algılayan insan arasındaki ilişkiyi inceleyen dil bilimi dalı.
Edimli : Edimi olan.
Edimsel : Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan, fiilî, aktüel, gizli ve tasarımlı karşıtı.
Edimsiz : Edimi olmayan.
Gerçek : Gerçeklik. Yapay olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Temel, başlıca, asıl. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Yalan olmayan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan.
Amel : Yapılan iş, edim, fiil. Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları. İshal.
Fiil : Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime, eylem. İş, davranış.
İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.
Alacaklı : Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.
Yapmak : Dışkı çıkarmak. Olmasına yol açmak. Olmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Davranmak, hareket etmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Üretmek. Düzenli bir duruma getirmek. Gerçekleştirmek. Salgılamak, çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir durum yaratmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Yol almak. Evlendirmek. Edinmek, sahip olmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek.
Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.
Birey : Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert. Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri.
İş : Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Sürme. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler.
Edim ölçeri : Çözümleri öncelikle devimsel davranışlara dayanan ölçer.
Edimci : 1. Herhangi bir edimde bulunan kişi ya da küme. 2-Toplumsal etkileşimde bulunan kişilerin her biri. Bireycil ya da kümecil oyunda ilgi konusu olan olayları, sorunları oyunlukta eylemsel olarak sergilemek üzere, tasarlanan bir oyun metnine göre çeşitli üstlenceler yüklenen, eylem içinde gözlem ve çözümleme konusu yapılan birey ya da küme. bk. kümeölçüm.
Edimli sınar : Bir ölçerde parçalar, kesimler, görünüler gibi çeşitli gereçlerin bir araya getirilerek düzenlenmesini öngören başarganlık sınan.
Edimsel geçerlik : Para çıkarma yetkisi bulunan bankanın çıkardığı kâğıt paranın toplum elindeki niceliği.
Edimselci : Edimselcilik öğretisini benimseyen, aktüalist.
Edimselcilik : Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti, aktüalizm.
Edimselleştirme : Edimsel kılma; olabilirliği edime çevirme, gerçekleştirme.
Edimsiz dağıntı : Bir dizgenin, genellikle sıcaklıktan bağımsız bir çarpan olan ve ısı sığasına katkısı bulunmayan dağıntısı.
Edimsiz görüntü : Bir bürgü üzerine alınamayan ancak, yansıyarak ya da kırılarak göze gelen ışınlarla var olduğu izlenimini veren görüntü, gerçek olmayan; görüntü.
Edimsiz hız : Dengede bulunan bir parçacığın varsayımsal olarak yer değiştirmesi için kuvvet doğrultusunda düşen hız birleşeni, gerçek olmayan hız birleşeni.
Diğer dillerde Edim anlamı nedir?
İngilizce'de Edim ne demek? : act, action, deed
Almanca'da Edim : Tat
Rusça'da Edim : n. действие (N), воплощение (N), творение (N)

Bu kısımda Edim nedir? Edim ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Edim tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Edim hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.