Emülsiyonlaştırıcı nedir, Emülsiyonlaştırıcı ne demek

Emülsiyonlaştırıcı; Kimya alanında kullanılan bir terimdir.

Kimya'da terim anlamı:

Emülsiyonlara katılınca, dağılmış ince damlacıkların bir araya gelmesini önleyerek karışımın uzun süre homojen görünümlü kalmasını sağlayan madde.Ör.Yağların sudaki emülsiyonları için, amonyum linoleat bileşiği iyi bir emülsiyonlaştırıcıdır.

Emülsiyonlaştırıcı anlamı, kısaca tanımı

Emülsiyon : Bir sıvının çözünmediği başka bir sıvı içinde mikroskobik boyutlu damlacıklar halinde dağılıp asılı kalması sonucu oluşan karışım. Bir sıvı molekülünün başka bir sıvı içinde dağılması. Birbiriyle birleşmeyen iki sıvının biri diğeri içinde küçük zerrecikler durumunda dağılarak oluşturduğu heterojen karışım, sübye

Görünümlü : Görünümü olan.

Linoleat : [Bakınız: linoleik asit]. Linoleik asit.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Damlacık : Küçük damla.

Amonyum : Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü (NH4).

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

Homojen : Bağdaşık. Bütün terimleri aynı derecede olan (çok terimli).

 

Bir ara : Kısa bir süre. Geçmiş bir zamanda.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Görün : Mezar, mezarlık.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

Sudak : Levrekgillerden, tatlı sularda yaşayan, eti beyaz ve lezzetli bir balık (Lucioperca fluviatilis).

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Kalma : Kalmak işi. Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan.

Damla : Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı. Damla biçiminde olan (ziynet). Kalbe inen inme, felç. Damlalıkla kullanılan ilaç. Çok az miktar.

Katıl : Yapılarda kullanılan dört köşe kiriş. Tahta paravana. Paravana biçiminde vestiyer. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Duvar içine konmuş olan ağaç kuşaklar. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana).

Diğer dillerde Emülsiyonlaştırıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Emülsiyonlaştırıcı ne demek ? : emulsifier, emulgator