Envanter nedir, Envanter ne demek

Envanter; bir ticaret terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

[Bakınız: stok]

Belirli bir dönemin başında veya sonunda bir işletmenin varlıkları ile borçlarının sayılması ve hesaplanması sonucunda elde kalan miktar veya değerlerin saptanması.

İngilizce'de Envanter ne demek? Envanter ingilizcesi nedir?:

inventory

Envanter hakkında bilgiler

Envanter, belirli bir tarihe ilişkin borç, alacak ve varlıkların miktarlarının ve değerlerinin, sayım, kontrol ve düzeltme yaparak saptanmasıdır.

Psikolojide kullanılan envanter ise (envanter tipi test), sadece evet ve hayır ile cevaplanacak soruları içerir.

Her ülkenin kendine ait muhasebe ve envanter sistemi vardır; bu yazı ekonomi teorisi, Birleşik Devletler finansal muhasebe kuralları, ve Eliyahu M. Goldratt'ın throughput accounting indendir. Ulusal sınırlar ekonomiyi sınırlamaz, ve throughput accounting fonksiyonları ulusal düzenlemelerden bağımsızdır çünkü kamusal finans raporlarını sadece dolaylı olarak etkiler.

ABD deki kuruluşlar envanter lerini kullandıkları Generally Accepted Accounting Practices (GAAP) uygun olarak kullanırlar, ki bu kurallar Financial Accounting Standards Board (FASB) (ve diğerleri) tarafından konmuştur ve uygulanması ABD menkul Kıymetler Komisyonu (SEC) ve diğer federal ve yerel yönetimler tarafından zorunlu tutulmuştur. Envanter yönetimi işletmelerin iç işlerini maliyet muhasebesi metotlarından dolayı etkiler.

 

Envanter ile ilgili Cümleler

  • Envanteri inceliyorum.
  • Envanter çıkarıyorum.

Envanter anlamı, kısaca tanımı:

Kuruluş : Kurulma işi. Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Yapı, yapılış, bünye.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Varlık : Var olan her şey. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olma durumu, mevcudiyet.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör.

Ticaret : Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr. Ürün, mal vb. alım satımı. Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği. Bu etkinlikle ilgili bilim.

 

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Borçlu : Manevi bir yükümlülük altında bulunan. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı.

Alacaklı : Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Nicelik : Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite. Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları.

Tarih : Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Tarih dersi. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Tarih kitabı.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Çizelge : Çizgilerle bölümlere ayrılmış kâğıt, cetvel. Kadro, kademe, basamak ve derecelerin yer aldığı liste.

Mal : Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia. Esrar. Büyükbaş hayvan. Orospu. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü. Bayağı, aşağılık, kötü kimse.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Ait : İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.

Döküm : Dökülme zamanı. Kumaşın dökümlü olma niteliği. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Kalıba dökülerek yapılan.

Diğer dillerde Envanter anlamı nedir?

İngilizce'de Envanter ne demek? : n. inventory

Fransızca'da Envanter : inventaire [le]

Almanca'da Envanter : n. Inventar

Rusça'da Envanter : n. инвентарь (M), переучет (M)