Establishing türkçesi Establishing nedir

  • Müessis.
  • Bir iş yapmak amacıyla bir ya da bir kaç kişi tarafından meydana getirilen ana kuruluş.
  • Tesbit.
  • Kurucu.
  • Kurum.
  • Tesis.
  • Saptama.
  • Kurma.
  • Ekonomi alanında kullanılır.

Establishing ile ilgili cümleler

English: By establishing Takeshima Day, it is hoped that more Japanese people will learn about the Takeshima islands.
Turkish: Takeshima Günü belirleyerek, daha fazla Japon halkının Takeshima adaları hakkında bilgi öğreneceği umulmaktadır.

Establishing ingilizcede ne demek, Establishing nerede nasıl kullanılır?

Establishing a foothold : Başlama. Ayağını kapıdan içeri atma. Başlangıç alma. Bir temel veya başlangıç oluşturma.

Establishing paternity : Çocuğun babasının kim olduğunu belirleme (bir kan testi veya diğer yöntemler vasıtasıyla). Babalık tespiti.

Establishing shot : Toplu çekim. Genel çekim. Sonradan daha yakın çekimler yardımıyla ayrıntıları gösterilecek olan bir yerin çeşitli bölümleriyle bağlantıyı kurmak üzere, bir görünçlüğün başında kullanılan toplu çekim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Giriş çekimi.

Re establishing : Yeniden kurmak. Eskisi gibi yapmak.

Right of syndicate establishing : Ortak çıkarlarını koruma ve savunma amacıyla yurttaşların hükümetten izin almaksızın sendika kurabilmeleri hakkı. Sendika kurma hakkı.

 

Establish a connection with : Bağlantı kurmak.

Establish oneself : Kendisi için dengeli veya istikrarlı bir durum oluşturmak veya yaratmak. Kendisi için bir şey kurmak (kariyer olarak, finansal bir bakış açısından, vb.).

Establish a government : Bir kural veya yönetim sistemi kurmak veya başlatmak. Bir yönetim oluşturmak.

Reestablishing : Yeniden tesis etmek. İade-i itibar etmek. Yeniden kurmak.

Disestablishing : Kilisenin devletten aldığı desteği ilga etmek. Lağvetmek. Kadrodan çıkarmak. Resmi mevkiden indirmek. Kiliseyi devletten ayırmak.

İngilizce Establishing Türkçe anlamı, Establishing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Establishing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A priori theoretical criteria : Öncül kuramsal ölçüt.

Father : Atfetmek. Üzerine atmak. İcat etmek. Yaratmak. Babalık yapmak. Yaratıcı. Peder. Babası olmak. Baba olmak. Babalık etmek.

Erector : Montajcı. Bir organı kaldıran kas. Kaldıran, dik tutan, diken. Bir organı kaldıran veya dikleştiren kas. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Organı kaldıran kas. Roket taşıma yükleme aracı. Dik tutan şey. Erektör. Diken.

Incorporators : Toprak katkı maddeleri karıştırıcısı.

 

Determination : Tespit. Belirleme. Belirlenim. Tahdit. Kararlılık. Kararlaştırma. Belirlenme. Hüküm. Gereklilik. Belirtme.

Designation : İşaret koyma. Lakap. Atanma. Ad. Atama. Belirtme. Gösterilme. Unvan.

Fixing : Uyma. Bağlama. Sabitleme. Açındırma sonunda, ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama. Fiksaj (fotoğrafçılık terim). Tutturma. Düzeltme. Teçhizat. Dikme.

A priori probability : Öncül olasılık.

Erection : İnşa etme. İnşaat. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Montaj. Dikleşme, sertleşme. penisin sertleşmesi ve dikleşmesiyle belirgin durum. Ereksiyon. Dikleşme. Yapı. Çatma.

Erections : Dikme. Yapı. Dikme (heykel veya direk vb'ni). Bina. Ereksiyon. İnşaat. Çatma. Dikleşme. İnşa etme.

Establishing synonyms : conceit, constituents, constructions, conceits, foundation, aalen estimator, determinations, service area, association, building, amenity, creator, council, a posteriori probability, promotion, abel blanchard model, constructors, finding out, a b model, constitutions, fathers, a level, premises, constitutor, aalens linear regression model, stabilization, erectors, contrivance, abadir test, fellowship, institutions, a error, constituent.