Evsinmek nedir, Evsinmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Isınmak, alışmak, evi gibi saymak, yabancılık çekmemek.

Daha önce korktuğu birşeyi andıran olay ya da nesneden korkmak.

Merak etmek, kuruntu etmek.

Evsinmek anlamı, kısaca tanımı

Evsi : Tahılın içindeki yabancı maddeleri bir araya getirme

Evsin : Avlanırken avcıların hayvanlardan gizlendiği yer.

Yabancılık : Yabancı olma durumu, bigânelik.

Yabancıl : Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş, egzotik.

Korkmak : Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak. Yapamamak, cesaret edememek. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak. Kaygı duymak, endişe etmek.

Isınmak : Sıcak duruma gelmek. Var olan gerginlik sona ermek. Üşümesini gidermek. Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Kuruntu : Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.

Alışmak : Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

 

Korkma : Korkmak işi.

Saymak : Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak. Ödemek, peşin vermek. Sayıları arka arkaya söylemek. Önemsemek. Geçer tutmak. Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek. Varsaymak, tutmak, farz etmek. Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek. Arka arkaya söylemek, sıralamak. Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer vermek, hürmet etmek. Gibi görmek, kabul etmek. Hesaba katmak, dikkate almak.

Isınma : Isınmak işi.

Andıra : İlkbaharda ilk defa olgunlaşan kiraz.

Alışma : Alışmak işi, istinas, ülfet.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.

Kurun : Çeşme yalağı, oluk. Hayvan yemliği. İçinde üzüm ezilen tekne. Boş arı kovanı. Kap, suyun, kahvenin döküldüğü yer. “Gahve goydum kuruna. Ağaçtan ya da taştan yapılmış, hayvanların su içmesi için uzun su kabı. Taştan veya ağaçtan oyularak yapılmış yalak; sarnıç; su veya yağ depo etmekte kullanılır. Arı kovanı.

Andır : Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka. İnsan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullanılır. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. Erkeklik organı. Kadının cinsiyet organı. [Bakınız: ander]. Akrep. Uğursuz. Bela, kötülük. Kötü yürekli. Sahipsiz.

 

Sayma : Saymak işi, ad, tadat, addetme.

Nesne : Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

Diğer dillerde Evrişme anlamı nedir?

Osmanlıca Evrişme : müşakele