Fasfas nedir, Fasfas ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kaba yumuşak bir cisme basıldığında çıkan ses: Odayı Isparta halıları ile döşemiş, basdıkça ayaklar fasfas gömülüyor.

Birdenbire kabarmayı anlatır.

Fasfas tanımı, anlamı

Birdenbire : Ansızın

Isparta : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Halılar : Balıkesir ilinde, Havran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Çorum şehrinde, Kargı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Manisa şehri, Selendi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kabarma : Kabarmak işi. Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi, met. Duygulanma. Kendini üstün görme, büyüklük taslama.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

Basdık : Pestil. Üzüm şırasını kaynatıp içine nişasta bulamakla yapılan pelte.

 

Anlatı : Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

Gömülü : Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan, metfun. Batmış, kaybolmuş.

Birden : Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.

Birde : Birdenbire. Birden, aniden.

Döşem : Tesisat.

Gömül : Biçilmiş ekin yığını. On iki destenin meydana getirdiği yığın.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

Döşe : Döşeme, döşem.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Ispa : Toprak ürünlerinden vergi alan.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Diğer dillerde Fasciola hepatica anlamı nedir?

İngilizce'de Fasciola hepatica ne demek ? : liver fluke