Ganırtmeç nedir, Ganırtmeç ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal.

[Bakınız: ganırtmaç].

Ağacın, asılınca kopabilecek dalı: Ganırtmece oturmuşun, düşeceksin.

Ganırtmeç tanımı, anlamı

Ganı : Sıkıntı, üzüntü: Komşu, ganı çekme hastanız iyi olur. Kağnı. Galiba. Kağnı: Bizim gânının tekeri eski. Kağnı arabası

Filizlendirmek : Filizlenme işini yaptırmak.

Filizlendirme : Filizlendirmek işi.

Ganırtmaç : Yeniden dikip filizlendirmek için ağaçtan koparılan dal. Uydurma söz. Kaldıraç: Bir ganırtmaç getir de şu çiviyi sök.

Ganırtma : Aklına geleni yapan kişi.

Oturmuş : Yerleşik, yerleşmiş, güçlenmiş, stabil.

Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.

Düşecek : Kütahya ilinde, Örencik nahiyesine bağlı bir yer.

Ağacı : Ağabey, büyük erkek kardeş. Zakkum.

Asılı : Asılmış olan, asma, asık, muallak. Asılmış bir biçimde.

Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

 

Asıl : Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

Diki : Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). [Bakınız: dıkı]. Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.

Yeni : Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Tanınmayan, bilinmeyen. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Biraz önce, çok zaman geçmeden. Daha öncekilerden farklı olan. Eskisinin yerine gelen. En son edinilen. İşe henüz başlamış. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Fili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.

Kopa : Ot ya da saman yığını, küme. Küpes.

Dal : Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube. Çıplak, yalın. Arka, sırt. Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alanı. Branş. Boyun, ense. Kol. Omuz.

Diğer dillerde Gangster filmi anlamı nedir?

İngilizce'de Gangster filmi ne demek ? : gangster film