Give somebody a lead türkçesi Give somebody a lead nedir

  • Yol açmak.
  • Yol göstermek.

Give somebody a lead ingilizcede ne demek, Give somebody a lead nerede nasıl kullanılır?

Give : Vermek. Eğilmek. Gitmek. İtiraf etmek. Esneklik. Bulaştırmak. Bahşetmek. Düzenlemek. Esnemek. Tanımak.

Somebody : Önemli kimse. Bir kimse. Bazısı. Şahsiyet. Biri. Kimse. Birisi. Önemli birisi. Kimisi.

A : Bir. Miktar belirtir. Amperin simgesi. La (müzik terimi). Pek iyi. Herhangi bir. Atom ağırlığı. Argonun simgesi. En yüksek not. Belirli bir tür veya nitelikteki.

Lead : Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. Öncülük etmek. Önderlik etmek. Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal. Baş rol. İskandil. Yıldız oyuncu. Başoyuncu. Rehberlik etmek. Kurşun.

Give somebody a ducking : Suya batırarak ıslatmak.

Give somebody a good character : İyi puan vermek. Hakkında iyi bilgi vermek.

Give somebody a knockdown to somebody : Takdim etmek. Tanıştırmak.

Give somebody a hearing : Söz hakkı vermek. Savunma hakkı vermek.

Give somebody a hug : Sarılmak. Kucaklamak.

İngilizce Give somebody a lead Türkçe anlamı, Give somebody a lead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give somebody a lead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blaze the trail : Öncülük etmek. Başı çekmek.

 

Cause : Neden. Neden olmak. Sebeb. -e neden olmak. Sebep vermek. Sebep olmak. Amaç. Doğurmak.

Front : Cüret. Önyüz. Hareket. Paravana. Cephe. Önde bulunan. Tiyatro, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Çehre. Davranış.

Conduced : Katkıda bulunmak. Neden olmak. Gerektirmek. Götürmek. Yardım etmek.

Causes : Nedenler. Sebep olmak. Yol açar. Sebepler. Esbap. Neden olmak. Doğurmak. Meydan vermek.

Instructs : Haber vermek. Bilgilendirmek. Talimat vermek. Görevlendirmek. Okutmak. Emretmek. Öğretmek. Emir vermek. Direktif vermek.

Beaconed : İşaretlemek. İşaret ışığı. Yol gösterici. İşaret. İşaret ateşi. Alandaki işaret ışıkları. Parıldak. Radyofar. İşaret koymak.

Call forth : Kullanmak. Sarfetmek. Ortaya çıkarmak. Neden olmak. Meydan vermek. Çıkarmak. Gün ışığına çıkarmak.

Begotten : Neden olmak. Yaratmak. Babası olmak. Baba olmuş.

Bring about : Sebep olmak. Beraberinde getirmek. Gerçekleştirmek. Ortaya çıkarmak. Meydana getirmek. Husule getirmek. Orsa alabanda etmek (gemi). İleri sürmek. Neden olmak.

Give somebody a lead synonyms : guide, begets, fronting, begot, instruct, blaze a trail, conduces, give somebody the wall, conduce, beacon, lead, lead off, beat a path, conduct, beget, directs, fronted, direct, guides, caused, begetting.