Göndem nedir, Göndem ne demek

Göndem; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Buğday, arpa başaklarını toplamakta kullanılan tırmık.

Tarz, yöntem, usul: Her işin gündemini bilmek lâzım.

Göndem isminin anlamı, Göndem ne demek:

Uyan, itaat eden, uysal. Göndem ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Göndem tanımı, anlamı

Gönde : Göndermek

Göndemek : Göndermek.

Toplamak : Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

Toplama : Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplanarak bir araya getirilmiş.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

Tırmık : Tırnak beresi. Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

 

Gündem : Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü, ruzname. Yaşanan günlük olaylar.

Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

Bilmek : Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.

Tırmı : Beş köşeli yüzey, beşgen.

Uysal : Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı. Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen, yumuşak başlı bir biçimde.

Buğda : Buğday. Eski türkçe buğday: bk. ayrıca kıriyh.

Başak : Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün. Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı. Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler: Zavallı ihtiyar kadın, ömrünü başak toplamakla geçirir. Sigara izmariti: Tütün alacak parası yok ki başak toplayıp içiyor. Ana eksen üzerindeki çiçekleri sapsız olan çiçek durumu. Spika. Mahsûl devşirildikten sonra dal ve sap üzerinde kalmış olan artıklar. Demren, okun ucundaki sivri demir. İstanbul şehri, Karacaköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Malatya ilinde, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin kenti, Kızıltepe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak şehri, Silopi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Başak takımyıldızı, Başak burcu.

 

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Günde : Her gün.

Bilme : Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

Lazım : Gerek, gerekli. Geçişsiz, müteaddi karşıtı.

İtaat : Söz dinleme, boyun eğme, buyruğa uyma.

Tarz : Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr. Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept. Biçim, yol. Bir kimsenin kendine özgü anlatım biçimi.

Diğer dillerde Gömüleme çözülmesi anlamı nedir?

İngilizce'de Gömüleme çözülmesi ne demek ? : dishoarding