Hipoksantin nedir, Hipoksantin ne demek
Hipoksantin; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Nükleik asitlerin yapısına girmeyen ve pürin metabolizmasında rol oynayan bir pürin bazı.
Teknik terim anlamı:
Ölüm sonrası balık kasında oluşan ve balığın tazeliğinin bir ölçüsü olarak da kullanılan bir kimyasal madde.
Hipoksantin tanımı, anlamı
Hipo : ClO- içeren bileşik. Ağartma işlemlerinde kullanılan Na, K, Ca, Mg hipokloritler. İşlemede saptama aşamasında en çok kullanılan kimyasal özdek (sodyum hiposülfit, tiyosülfit, Na2 S2 O3 . 5H2 O) ya da eriyiği. Alt, altında. Az, noksan
Hipoksantin guanin fosforibozil transferaz : Pürinleri kurtarma yolunda görev alan, hipoksantinden inozin monofosfat, guaninden guanozin monofosfat oluşturan ve eksikliği ürik asidin aşırı üretimine neden olan transferaz sınıfından bir enzim, HGPRT.
Nükleik asitler : Nükleotit denen ve pürin ya da pirimidin bazlarının biri, riboz ya da deoksiriboz şekerinden biri ve bir fosforik asitten oluşan birimlerin tekrarlanması ile meydana gelen ve çekirdekte ve sitoplâzmada bulunan asitler. DNA, RNA. Bütün canlı hücrelerde, özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan DNA ve RNA gibi asitler.
Kimyasal madde : Belirli bir homojen bileşimi olan ve mekanik yollarla ayrılamayan maddelerin genel adı. Bütün element ve bileşikler kimyasal madde kabul edilir, çözelti, dispersiyon, alaşım ve kompozit malzemeler karışımdır.
Nükleik asit : Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri.
Metabolizma : Canlı organizmada veya canlı hücrelerde hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, biyolojik ve kimyasal değişimlerin bütünü, özümlemenin ve yadımlamanın toplamı.
Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.
Nüklei : Çekirdek grubu.
Balığ : Balık.
Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.
Kasın : Selin getirdiği kum, çöp, birikinti, mil.
Pürin : Azotlu organik baz. Canlı hücrelerde bulunan çeşitleri olan adenin ve guanin nükleik asitlerin nükleotitlerinin yapısına girer ve pirimidinlerle çift oluştururlar. Ayrıca pürin nükleotitler fosfat verici ve enerjice zengin bileşikler olarak metabolizmaya girerler. (purine) Nükleotitler ve nükleik asitlerde bulunan azotlu bir heterosiklik baz. Nükleotitler ve nükleik asitlerde bulunan azotlu, altıgen pirimidin halkasıyla beşli bir imidazol halkasına sahip baz. En sık rastlananı adenin ve guanindir.
Balık : Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
Girme : Girmek işi.
Kimya : Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim. Uyum. Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey.
Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.
Balı : Büyük kardeş: Balı beni size götür. Sevgi gösterilen kimselere denir: Nerden gelin balı ?. Veli, ermiş. Bağlı. Aşık kemiği. Aşık kemiğinin düz tarafı: Herifin aşığı yine bâlı geldi. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Büyük kardeş. Sevgi gösterilen kimse. Bolu kenti, Kıbrıscık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Ordu şehri, Kumru ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Zonguldak kenti, Ereğli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Kası : Kümes hayvanlarını besleyip yağlandırmak için ayrılan yer.
Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.
Ölçü : Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Belirlenmiş boyut. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçüt.
Diğer dillerde Hipoksantin anlamı nedir?
İngilizce'de Hipoksantin ne demek ? : hypoxanthine

Bu kısımda Hipoksantin nedir? Hipoksantin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hipoksantin tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hipoksantin hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.