İbrikdar usta nedir, İbrikdar usta ne demek

İbrikdar usta; Tarih alanında kullanılan bir sözcüktür.

Tarih terimi olarak anlamı:

Sarayın harem dairesinde leğen ve ibriklere bakan ve padişahın özel hizmetini gören karavaş.

İbrikdar usta kısaca anlamı, tanımı

İbrik : Su koymaya yarayan kulplu, emzikli kap

Usta : Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse. Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi. Akıl veren ya da öğreten kimse. Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir. Zanaat öğreticisi. Zanaatçılar için unvan.

Padişah : Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan.

Karavaş : Savaşta tutsak edilen veya satın alınan kadın köle.

Hizmet : Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma. Görev, iş. Bakım, özen, ihtimam.

Karava : İvecenlik.

Padişa : Hükümdar, bk. padişah.

Daire : Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

Saray : Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı. Van iline bağlı ilçelerden biri. Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Devlet başkanı ve çevresi. Görkemli ve gösterişli yapı.

 

Gören : Ağaçlardan elde edilen bir çeşit zamk. Kızılcık.

Bakan : Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.

Leğen : Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap. Gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı, havsala.

Harem : Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı. Karı, eş. Bu bölümde oturan kadınların hepsi.

Özel : Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî. Her zaman görülenden, olağandan farklı. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. Dikkate değer. Ayırt edici bir niteliği olan. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

Baka : Bak: Baka neler yapıyor. Dik (çift demiri için). Baksan a!.

Dair : Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, . ile ilgili, üstüne.

Sara : Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

 

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Diğer dillerde İbrik gagalı anlamı nedir?

İngilizce'de İbrik gagalı ne demek ? : boatbilled night heron, boatbilled night-heron