İp nabız nedir, İp nabız ne demek

İp nabız; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Hayatı tehdit eden dolaşım yetmezliğinde ortaya çıkan, prognoz açısından kötü olarak değerlendirilen, küçük, uzun ve yumuşak nabız, ip tarzında nabız, pulzus filiformis. İp nabızda damarlar kötü gerilir ve hissedilir, nabız küçük ve yumuşak alınır.

İp nabız anlamı, tanımı

İp : İplik. Asarak öldürme cezası

Nabız : Kalp atışının sağladığı kan basıncından dolayı atardamarlara parmakla basıldığında duyulan vuru. Eğilim, düşünce, niyet.

Dolaşım yetmezliği : Şok.

Pulzus filiformis : İp nabız.

Filiformis : İplik biçiminde olan, filiform.

Filiform : İplik şeklinde ince uzun olan. İplik biçiminde ince uzun olan. Filiformis.

Prognoz : Hastalığın seyrini ve ne kadar süre devam edeceğini tahmin etme. Hastalık tablosunun hâli hazır durumu, hastalığın olası gidişi ve sonuçlarını, organizmanın direnme gücünü ve hastaya yardım olanaklarını dikkate alarak hastanın geleceğinin nasıl olacağını tahmin etme.

Dolaşım : Dolaşma işi. Dolanım. Kan dolaşımı.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

 

Hayatı : İpek iplik.

Dolaşı : Bir tiyatro topluluğunun bir yerden başka bir yere giderek ve dolaşarak oyunlar oynaması.

Gerili : Gerilmiş olan.

Tehdit : Gözdağı.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Hisse : Pay. Bir olaydan çıkarılan ders. Tutam.

Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

Damar : Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

 

Diğer dillerde İp merdiveni sinir sistemi anlamı nedir?

İngilizce'de İp merdiveni sinir sistemi ne demek ? : ventral nerve cord