İtibar söyleşmesi nedir, İtibar söyleşmesi ne demek

İtibar söyleşmesi; Gösteri alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

İtibarlı olana ayağa kalkılır düşüncesiyle geliştirilen, Hacivat ile Karagöz arasındaki ağız dalaşı.

İtibar söyleşmesi anlamı, tanımı

İtibar : Saygınlık. Borç ödemede güvenilir olma durumu, kredi

Söyleşme : Söyleşmek işi.

Ağız dalaşı : Tartışma.

İtibarlı : İtibarı, değeri olan, saygın. Gözde olan, önemli sayılan. Kredisi olan.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

Karagöz : İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.

Hacivat : Karagöz oyununda kendini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma vb. özentileri olan kimse.

Geliş : Gelme işi.

Ayağa : Ağabey. Ağabey anlamında seslenme ünlemi.

 

Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

Dalaş : Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Haci : Hacı.

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Ayağ : Lâkap. Ayak. Rüşvet. Kadeh. Tas, çanak. Basamak.

Ağız : Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

Diğer dillerde İtfaya bağlı borçlar anlamı nedir?

İngilizce'de İtfaya bağlı borçlar ne demek ? : redeemable loans