Könçek nedir, Könçek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uzun paçalı don, şalvar, don.

Bitkinin kökündeki yavru kök ve saçakları.

Çürümüş ot kökü.

Uzun paçalı, geniş don.

Kadınların şalvar altına giydikleri uzun don.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: gönek].

Könçek kısaca anlamı, tanımı

Könç : Çizmenin yüz kısmı

Paçalı : Herhangi bir biçimde paçası olan. Tüyleri ayaklarına kadar uzanan (kuş veya kümes hayvanı).

Şalvar : Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan, geniş bir pantolon türü.

Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

Gönek : [Bakınız: göynek]. Kısa kollu hırka. İç çamaşırı. Gömlek, iç giysisi. Gömlek. İç çamaşırı. göynek: (Meyvebükü Güdül Ankara) (könçek).

Saçak : Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül. Görünüşü bu püskülü andıran. Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül. Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılmış olan bölüm.

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

 

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Paçal : Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı. Çeşitli şeylerin karışımı.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Saça : Kefalın küçük yavrusu.

Göne : Gömlek. Küçük kardeş. Çocuk.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Paça : Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm. Bu ayaktan yapılmış olan çorba. Kasaplık hayvanların ayağı.

Altı : Beşten sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı. Beşten bir artık.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

 

Kök : Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm. Süsende olduğu gibi yer üstüne sap çıkaran çok yıllık yer altı gövdesi. Bazı şeylerde dip bölüm. Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane. Dip, temel, esas. Kaynak, köken. Sazı kurmaya yarayan burgu. Sap. Şişman, gürbüz, tavlı. Büyük, kalın, güçlü. Dar ve derin dere. Pancar. Salep kökü. Gök. Düğün davetiyesi (köy düğünlerinde şeker, badem, ceviz gibi sembolik şeylerle yapılan davet). Kök. Bitkinin toprak altında gelişen, topraktaki tuzları ve suyu emen, bitkiyi toprağa bağlayan, karbohidratları depo eden, hormon sentezleyen ve yer çekimi doğrultusunda büyüyen yapısı. Dişin, saçın, tırnağın gömülü kısımları. Bir köksel sayılama dizgesinde bir basamağın ağırlığını elde etmek üzere, bir alt sıradaki basamağın ağırlığının çarpılması gereken katsayı, örn. onlu sayılama dizgesinde her sayı yerinin kökü 10'dur. "Taban" sözcüğü, örneği kayan ayrımlı gösterim dizgesinde görülen, matematiksel kullanıma ayrılarak, bu anlam için kullanılmamalıdır. Bir kelimenin, şekil öğeleri çıkarıldıktan sonra artık daha yalın bir hale konamıyan kısmı, ki bir kelime ailesi üyelerinde ya değişiksiz veya değişik olarak görünür (bk. Gövde, Köken, Taban). Bopp'tan beri, kökleri ikiye ayırırlar: bir şeyi gösterip belirtmeye yarayan GÖSTERMELİK veya ZAMİRLİK (indicative ou pronominale) kökler ile bunların dışında kalan ve bir şeyin niteliğini gösteren HABERLİK, YÜKLEMLİK, KAVRAMLIK véya FİİLLİK (attributive, predicative, significative ou verbale kökler. Kelimelerin bütün yapım ve çekim eklerini çıkardıktan sonra ayrılamayan ve esas (temel) anlamı taşıyan bölümü: ye-, sor-, kış, el(elig), al-, dur-, yol, ver- vb. zümre. Çok kısa yaşamlı olup başka kök ya da moleküllerle hızla tepkime veren ve tek sayılı elektron bulunduran atom ya da molekül (Örn. BrCH3). Olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan, ancak birçok tepkimeden nitelik değiştirmeden geçebilen atom kümesi (Örn. -NO3). Pozitif veye negatif bir veya daha fazla yüklü iyonik bir grup. Ör. OH , NH4+ , SO42 Serbest radikal: Bir veya daha fazla eşleşmemis elektron içeren moleküle ait bir parça. Ör. OH. ( C2H5 ). Bir kimyasal tepkimede tek bir atom gibi davranan atom grubu. Asit kökü; normal bir kimyasal tepkimede etkilenmeden kalan elektronegatif atom grubu, Açil kökü; RCO- genel tipindeki bir organik asit kökü, alkil kökü; Metil gibi bir alifatik organik kökü, aril kökü; fenil ya da benzil gibi bir aromatik organik kök. hlk. Eyer bağı. Gürbüz, sağlıklı. Asıl, kök, köken.

Diğer dillerde Kömürlü sestoplar anlamı nedir?

İngilizce'de Kömürlü sestoplar ne demek ? : carbon microphone