Künte nedir, Künte ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Avcıların av astıkları ip.

Kurutulmuş tütün bağlamı.

Et tahtası.

Su yataklarından toplanan ve tarlaya atılan ince kum, mil.

Pulluğun ya da belin çıkardığı büyük toprak parçaları: Bel künte dayandı kaldı.

Güreşçilerin güreşte kullandıkları bir çeşit oyun.

Künte kısaca anlamı, tanımı

Künt : Anlayışsız, beceriksiz, elinden iş gelmeyen: Ne kadar künt adamsın. Hamur, ya da çamur topağı. Pişerken tandıra düşen hamur. Değirmen çarkı. Nallanan öküzün ayaklarına bağlanan ağaç: Küntü getir, öküzü nallayacağız. Bir ekmeklik hamur. Hamur topakları. (Ebilhindi Erzurum). Değirmen çarkının aralıklı ağaçlardan oluşan kısmı. (Esat çiftliği Terme Samsun)

Toplanan : Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri.

İnce kum : Taneleri 0.0125-0.25 mm. çapında olan kum.

Güreşçi : Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.

Avcılar : İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Kurutu : Cimri.

Atılan : Çavlan, şelâle. Çağlayan, şelale.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

 

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Tütün : Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum). Duman. Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı.

Topra : Torba.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Pullu : Üzerine pul yapıştırılmış. Pulu olan. Üzerine pul işlenmiş.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Yatak : Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

 

Avcıl : İyi av avlıyan hayvan.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Diğer dillerde Kündekari anlamı nedir?

İngilizce'de Kündekari ne demek ? : joining