Kılcalkurtlar nedir, Kılcalkurtlar ne demek

Teknik terim anlamı:

Bir dizi gözeden yapılma yemek boruları kılcal ve yarı boydan kısa, yumurtalıkları tek, gövdelerinin son ucu ön ucundan kalın olmayan yuvarlak solucanlar familyası.

Kılcalkurtlar kısaca anlamı, tanımı

Kılcal : Kıl gibi olan, çok ince

Yuvarlak solucanlar : Sert bir kitinle örtülü vücutları halkasız, uzunlamasına yuvarlak ve genel olarak ince solucanlar topluluğu.

Yumurtalık : Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ, mebiz. Buzdolabında yumurta koymaya ayrılmış özel bölüm. Adana iline bağlı ilçelerden biri. Pişmiş yumurtayı içine dik olarak koymaya yarayan, fincana benzer kap.

Solucanlar : Halkalılardan, yer solucanı, tenya, askarit gibi vücutları uzun, yumuşak ve ayaksız hayvanları içine alan takım.

Bir dizi : Art arda gelen.

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Borular : Sivas ilinde, İmranlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yapılma : Yapılmak işi. Yapılmış.

Yumurta : Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Er bezi. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Tavuk yumurtası. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

 

Solucan : Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad.

Familya : Aile. Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile.

Ucundan : Yüzünden, nedeniyle: El denli ekmek ucundan bu kahrı çekiyorum. İçin, sebebiyle, sebepten, -den dolayı, yüzünden. [Bakınız: ucunuzdan].

Gözede : Bursa ilinde, Kestel ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Boydan : Göçmen kadınların kışın giydikleri uzun etekli giysi. (Yeniköy, İnönü Eskişehir). Yalnız kolları takma olan giysi. (Yalvaç Isparta). Oğlan evinin geline gönderdiği giysi. (Afşar Gelendost Isparta).

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.

 

Yumur : Verimsiz toprağı kiraya verenin, karşılığında aldığı tohum kadar ürün. Hayvanlarda, midenin bir parçası.

Diğer dillerde Kılcalkurtlar anlamı nedir?

İngilizce'de Kılcalkurtlar ne demek ? : capillary worms