Kabuklu arteryol nedir, Kabuklu arteryol ne demek

Kabuklu arteryol; Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Dalakta arteryola penisilarisin son kısımlarında arteryol lümeninin daralmasını sağlayan mekik biçimindeki şişkinlik. Bu şişkinliği iki-üç sıralı fagositoz yetenekli makrofaj hücresi sarar.

Kabuklu arteryol tanımı, anlamı

Arteryol : Yarım milimetre kadar ince ve lümeni dar, endotelyumla kaplı, duvarlarında 1-5 sıralı kas örtüsü bulunan, ince dış örtüsü olan, atardamarların dokular arasında uzanan, en ince dalları. Küçük atardamarlar

Arter : Atardamar. Trafiği yoğun olan ana yol.

Kabuk : Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

Kabuklu : Kabuğu olan.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

 

Yetenekli : Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.

Fagositoz : Hücre yutarlığı.

Şişkinlik : Şişkin olma durumu. Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik. Kabarıklık, şişlik. Enflasyon.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Makrofaj : Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.

 

Fagosit : Yutar hücre.

Yetenek : Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

Daralma : Daralmak işi. Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek giymek, yene yine gibi.

Sıralı : Sıralanmış, düzenlenmiş, dizili. Yere, zamana, konuya, yönteme uygun olan.

Şişkin : Şişmiş, şişirilmiş.

Penis : Erkeklik organı.

Mekik : El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç. Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç veya plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç. Uzay gemisi. Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılmış olan beden hareketi.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Diğer dillerde Kabuklu arteryol anlamı nedir?

İngilizce'de Kabuklu arteryol ne demek ? : vagina pericapillaris macrophagiosa