Karsanbaç nedir, Karsanbaç ne demek

Karsanbaç; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Üzerine vişne ve benzerleri şerbet dökülerek yenen rendelenmiş buz

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Pekmezle kar karıştırılarak yapılan kar helvası.

Karsanbaç kısaca anlamı, tanımı

Karsan : Yuvarlak ve derin hamur teknesi. Amasya şehrinde, Ezinepazarı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Tunceli şehri, Akpazar nahiyesine bağlı bir bölge

Karsanba : Evde kalabalık yapan gereksiz eşya. Tavukların tüylerinin dökülmesine ve yumurtlayamamasına neden olan tavuk hastalığı. Kavga, dövüş. Kalın. Lüzumsuz, kaba saba.

Kars : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Kar helvası : Pekmez karıştırılmış kar. İcat edenlerin bile beğenmedikleri şey.

Karıştır : Karıştırmak.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Şerbet : Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılmış olan içecek. Bazı maddelerin suda eritilmişi. Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. Belli törenlerde konuklara sunulan şekerli içecek.

 

Yenen : Karşılaşmalarda kazanan güreşçi. Yarışmayı kazanan kişi, takım. Üstün gelen, kazanan.

Vişne : Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç (Cerasus vulgaris). Bu ağacın genel olarak reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi, ekşi kiraz.

Şerbe : Küçük toprak testi.

Helva : Şeker, yağ, un veya irmikle yapılmış olan tatlı.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Rende : Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmek, biçim vermek için marangozların kullandığı araç. Üzerinde küçük delik ve kesici çıkıntıları bulunan, peynir, soğan, havuç vb.ni ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aleti. Bu aletle ufak parçalara ayrılmış şey.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Yene : Gine, karşılığı yine. Gene (bk. gen, gene). Yine.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Diğer dillerde Kars koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Kars koyunu ne demek ? : kars sheep