Kauçuklu kıl nedir, Kauçuklu kıl ne demek

Kauçuklu kıl; Ağaç alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Kıl ya da bitkisel lifler üzerine eriyik halinde kauçuk püskürtülerek belli kalınlıkta biçimlendirilen döşeme gereci.

Kauçuklu kıl kısaca anlamı, tanımı

Kauçuk : Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk (Ficus elastica). Bu maddeden yapılmış. Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde. Doğal kauçuktan hazırlanan dolgu gereci. Oturma ve yatma mobilyalarında esneklik sağlar

Kauçuklu : Kauçukla kaplanmış veya birleşiminde kauçuk olan.

Kıl : Bazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı. Keçi tüyü. Huysuz, geçimsiz (kimse). Bitkilerde görülen, genellikle silindirimsi, içi boş, çok ince uzantı. Keçi tüyünden yapılmış veya dokunmuş olan.

Bitkisel lif : Bitkilerin sap, yaprak, meyve çekirdek ve benzerleri kısımlarından elde edilen lifler.

Püskürtü : Lav.

Kalınlık : Kalın olma durumu. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyut.

Bitkisel : Bitki ile ilgili, bitki cinsinden olan. Bitkiden elde edilen, nebati.

 

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Döşeme : Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.

Eriyik : İçindeki katı madde erimiş bulunan sıvı, mahlul, solüsyon.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Püskü : Tütsü, duman (Mucur). Bal alma sırasında arı kovanına duman püskürtmekte kullanılan aygıt. (Kemalpaşa İzmir).

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Döşem : Tesisat.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

 

Kalın : Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Enli ve gür (kaş). Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun.

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Diğer dillerde Kauçuklu kıl anlamı nedir?

Osmanlıca Kauçuklu kıl : kauçuklu kıl